27 Haziran 2015 Cumartesi

Tarihi dokuyla birlikte halkın ekonomisini de ''gözeten'' bir turizm örgütlenmesi projesi: Muğla'da ''Korumacı Turizm”*

Muğla, aynı zamanda ''kurucuları'' arasında yer aldığı Tarihi Kentler Birliği'ni (TKB) 30 Nisan-1 Mayıs 2005 tarihinde Milas'la birlikte ağırladı... Uzunca zamandır ''özlenen'' buluşmadaki panelin teması da ''Tarihi Kent Dokularının Turizme Kazandırılnıası''ydı...

TKB üyesi belediye başkanları ve kimi valilerle birlikte eski Muğla valilerinden ve Cumhurbaşkanlığı Genel Sekreteri Kemal Nehrozoğlu ile Kültür ve Turizm Bakanı Atilla Koç ve İçişleri Bakanı Abdülkadir Aksu'nun da yaklaşık 500 kişilik buluşmaya katılmaları, bu temanın geniş bir ''ilgililer'' topluluğu huzurunda tartışılması olanağını yarattı...

Çünkü, TKB üyesi belediyeler, her şeyden önce bu birliğin varlık gerekçelerine uygun olarak, tarihi kent dokularının koruma konusunda kararlılar. Bu belediyelerin hemen tümü ise aynı korumanın ''turizmle'' de desteklenmesini istemekte. Kültür ve Turizm Bakanlığının ulusal turizm politikasında bu beklentiye öncelik vermesini dilemekteler...

Yine bu belediyelerin hem kentsel korumayı, hem de turizmin canlandırılmasını birlikte sağlayabilmeleri için “kadro ve ekipman" gereksinmeleri konusunda da İçişleri Bakanlığı'nın desteği çok önemli...

İşte, konumuz açısından bu iki önemli bakanlığın da en üst düzeyde temsil edildiği bir yerel yönetimler birliği toplantısında, tarihi kent dokularının turizmle nasıl bütünleşebileceklerini tartışmak çok yararlıydı ama yetersizdi. ''Çözüm önerileri''nin de gündeme getirilmesi için kaçırılmaması gereken bir fırsat yaratılmıştı...

Bu nedenle kendi payıma düşen konuşma olanağını ve süreyi, aynı konuda ''Muğla'' için öteden beri tasarladığım bir öneriyi de sunarak değerlendirdim.

Aşağıda özetle yer alan ''Muğla'da Korumacı Turizm'' projemi, sayın bakanların. belediye ve valilik temsilcilerinin ve tüm katılımcıların dikkatine sundum. Konuşmamın sonundaki alkışlardan da ''beğenildiği'' ve hatta ''uygulanması için hemen harekete geçilebileceği'' yönünde umuda kapıldım.

Fakat, aradan 4 aya yakın bir süre geçmesine rağmen, ne bakanlıklardan, ne de projede vurgulanan diğer ilgililerden bir haber var. Bu nedenle de aynı önerilerimi. Muğla Belediyesi'nin bu anlamlı dergisinde de yinelemeyi uygun gördüm...

Turizmde Halkın ''Ev Sahipliği''

Evet... ''Turizm'' denince, ne yazık ki akla önce ''kültürel ve çevresel tahribat'' geliyor.

Bunda, kuşkusuz özellikle 1980 sonrasındaki ''turizmi teşvik'' adına yürütülen ''tarihin ve doğanın arsa niyetine ve imar rantına kurban edilerek kullanılması'' politikalarının suçu var...

Oysa kültür ve çevre, hem ''yerli'' insanlarımızın yaşama haklarıyla bütünleşmiş olan ulusal değerlerimiz, hem de ''turist''lerin görmeleri ve yararlanmaları gereken evrensel zenginliğimiz... Bu nedenle, tarihi ve doğayı ''harcayarak'' değil, koruyarak ve geliştirerek hem kendi halkımıza, hem de konuklarımıza ''yaşanılır ve kimlikli'' bir Türkiye sunmamız mümkündür...

İşte bu hedefe ulaşmada en önemli olanağı ise ''tarihi kent dokuları'' sağlayabilir. Ayrıca bu dokular, kentlerimizle birlikle ülkemizin ''özgün kent kültürlerini''ni barındırdıkları ve yansıttıkları için de turizmin evrensel ilkesi olan ''halklar ve insanlar arası yakınlaşma''ya en fazla katkıda bulunulabilecek alanlar...

Ancak, bunun için yola çıkarken, aynı kent dokuları içinde öteden beri yaşayan ve hatta bu büyük mirasın ''kuşaktan kuşağa yaratıcıları'' olan yerli sahiplerini ''dışlayarak'', ora halkının uzaktan baktığı ''turistik tarihi bölge''ler yaratmaya çalışmanın da ''kültüre ve topluma saygılı'' bir turizm yaratmayacağını artık bilmek gerekiyor.

Bu anlamda öncelik verilmesi gereken temel ilke, eski kent dokularını ''yerel halk''la birlikle yaşatırken “turizm”le de buluşturmak, yani; tarihi çevrenin sakinlerini turizmde ''ev sahibi'' kılacak bir organizasyonu gerçekleştirebilmedir.

Kenti ve Halkı Birlikte Gözetmek

''Muğla'da Korumacı Turizm'' projesi, bu nedenle sadece eski Muğla evlerini ve özgün kent dokusunun bulunduğu SİT alanını değil, aynı zamanda ''yaşayanlarının'' kültürel ve ekonomik kalkınma özlemlerini de ''korumayı, gözetmeyi ve sağlamayı'' esas almaktadır.

Böyle bir hedefin yine Muğla'da gerçekleşebilmesi için ise benim yaklaşık 25 yıl önce yazdığım kitabıma da isim olan ''Yaşayan Muğla'' geleneği, en önemli güvenceyi oluşturmaktadır. Çünkü, ülkemizdeki tarihi-kentsel SİT alanları içinde Muğla gibi ''metruklaşmayan'' ve her türlü destek yoksunluğuna rağmen kent yaşamının ''kesintisiz'' sürdüğü örnekler çok azdır...

Şimdi sıra, işte bu özgün ve eşsiz ''yaşam'' mekanlarında, bir yandan huzurlu bir kent sakini olmayı sürdürmek, bir yandan da turistleri aynı huzura ortak ederek, onları eski evlerde ağırlamak için kolları sıvamaya gelmiştir...

Peki, kolları kimler sıvayacaktır? ''Muğla'da Korumacı Turizm''in ortakları ve sorumluları kimler olacaktır?

Eski Evlerde Pansiyonculuk

TKB Muğla buluşmasındaki panelde özetle şuçağnyı yapmıştım:
''Tarihi kentlerde temel turizm politikası olarak eski evlerde aile pansiyonculuğu devletin restorasyon ve donanım desteğiyle de başlatılmalı ve yaygınlaştırılmalı; ailelerin buna yönelik örgütlenmesi ve konaklama organizasyonu ise belediyelerce yapılarak tur firmalarınca programlarına alınmalıdır...''

Bu sözlerin ''proje'' olarak açılımı ise şudur;

l -Belediyede ''Kent Turizm'' Bürosu: Yabancı dil bilen ve turistler ile eski evlerinde konuk ağırlamak isteyen SİT sakinleri arasındaki ilişkileri kurabilecek elemanların görev yapacağı bu “belediye bürosu'', projenin merkezindedir.

Örneğin, belediyenin restore ettiği Özbekler Evi vb. bir tarihi mekanda hizmet vermeli; “Muğla Pansiyonlarının kayıtlarının ve “sicillerini” tutmalı; aşağıda belirtilen proje, kredi ve denetim hizmetlerini yürütmelidir.

2 - PANSİYONCULUK BAŞVURULARI: Yaşadıkları ya da yaşattıkları SİT alanındaki eski Muğla evlerinin bir bölümünü “pansiyon turizmine” açarak, bedeli karşılığında konuk ağırlamak isteyen aileler ya da ev sahipleri, BÜRO'ya başvurarak bu proje kapsamında kayıtlarını yaptıracaklardır. Bu kaydı yaptırmayan evlere yani; projenin ortağı olmayanlara, turizm konaklama hizmeti ve olanağı sağlanmayacaktır.

3-KÜLTÜR ve TURİZM BAKANLIĞI DESTEĞİ: Bu proje kapsamında belediyeye başvuranların pansiyon turizmine açacakları evlerde gerekebilecek onarım ve tefriş-donanım giderlerini karşılamak üzere. Kültür ve Turizm Bakanlığı yine belediye aracılığıyla, en az ilk 3 yılı ödemesiz ve uzun vadeli, düşük faizli kredi vermelidir. Kredi miktarı. Koruma Kurulu'nca uygun gönden onarım ve tefriş projeleri üzerinden çıkartılacak keşfin en az yüzde 80’i kadar olmalı, yüzde 20’sini ise ev sahibi karşılamalıdır.

Kültür ve Turizm Bakanlığı böylece: bir yandan “kültürel mirassın korunmasına, bir yandan da “turizmin halkla bütünleşmesinin en önemli ve “misyonuna uygun" katkısını da yapmış olacaktır.

4- MİMARLAR ODASI DESTEĞİ: Muğla Mimarlar Odası temsilciliği ile Belediye (BÜRO) müştereken ve sadece bu projeye ait olmak üzere “Muğla pansiyonları proje ve danışmanlık birimi kurabilirler. Bu birim BÜRO'ya kaydını yapımış pansiyoner adaylarının onarım ve tefriş projelerini üretebilir ve alınacak krediler için gerekli metraj-kcşıf dosyalarını hazırlayabilir. Aynca. uygulamalar da aynı birim tarafından denctienmclidir.

5- Tİ RSAB DKSTK/.I: Türkiye'de ve Türkiye'ye tur düzenleyen firmalar ile belediye ıBl'RO) anısında ilişkiyi kurmak ı^in I'CRSAB da bu projeye destek vermelidir. Muğla pansiyonlarında birkaç gün konaklamayı da içeren (ur programlarını düzenleyecek l'mnalarla BÜRO anlaşarak, projeye kayıtlı evlere yerli ve yabancı turistlerin yerleştirilmesi tek bir merkezden. BÜRO'dan gercekleştıriluıeltdır

6- BAĞIMSIZ TtRİSTLER: Herhangi bir tur programında olmadan. Muğla'ya bağımsız gelecek yerli ve yabancı lumilenn de önce BÜRO'ya başvurmaları ve buradan, kayıtlı evlere dağılımları yapılmalıdır

Muğla pansiyonları doluluk durumlarını her gün BÜRO'ya bildirdiklerimle, BÜRO'ya başvuran turistler “uygun** evlere yönlendirilebilecektir. Bu hizmet sürecinde “eşitlik" de gözetilerek, pansiyonların kullanımında “denge" sağlanabilecektir.

7- DENETİM VK TARİFE: Bu proje kapsamında lu/mct verecek Muğla

Pansiyonlarının kalite vb. denetimlerini de BliRO ile Kültür ve Turizm Bakanlığı'nm İl Müdürlüğü müşterek üstlenmelidir. Pansiyon ücretleri ise Belediye Meclisi tarafından belirlenmelidir.

8- “ Bfi RO" GİDERLERİNİN K AYN AĞI: Yukarda özetlenen hizmetler tein gerekli personel, ekipman vb. giderleri, BÜRO kanalıyla konuk ağırlayan Muğla Pansiyonlarının alacaktan ücretlerden belli bir oranda “projeye katkı payı** alınarak oluşturulacak fondan karşılanabilir...

NASIL BAŞLANACAK?

Özeti ve temel ilkeleri yukarda ver alan: ancak daha da geliştirilmeye ve ayrmtılandırmaya açık olan “Muğla'da Korumacı luri/m'* projesi için, görev ve! katkıları tanımlanmış olan kurumlar, aralarında ayrıntılı bir “proje ortaklığı protokolü*’ yapmalıdırlar

Öncelikle Muğla Belediyesi - Kültür ve Turi/ın Bakanlığı - Muğla Mimarlar Odası temsilciliği ve TÜRSAB'ın imzalan bulunması gereken bu protokol, aynı zamanda projenin “anavasa"st niteliğindedir. Bir yandan konıma altındaki Muğla evlerinin onanmlan sağlanırken, bir yandan yerli ve yabancı konuklarla birlikte daha uzun yıllar aynı kimlikleriyle y a şa ma I a r ı> gerçekleşecektir.

Bıımın için de yine öncelikle Muğla Bcledıycsi’mn bu kumulları davet ederek, projenin aynntılannı belirleyecek çalışmanın gerçekleşmesine ortam hazırlaması ve, onaklıklannı talep etmesi gerekiyor.

Böylece Muğla, ilgili ve sorumlu çevrelerin güçtenni. olanaklarını ve yetkilerini' birleştirmeleri ile hem yine “yaşayan ve yaşatılan**, heın de turistlerin “ev sahibi olgunluğu** içinde ağırlandığı, yanışım turizm! gelirlerinin de özgün Muğla cvlcnnınj sahiplerine doğrudan yansıdığı, örnek bir SİT alanı korumacılığının da önderi olabilecektir...

Oktay Ekinci
Mimarlar Odası Genel Başkanı
Muğla Kent Tarihi Dergisi
Sayı:2, Eylül 2005

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder