26 Nisan 2015 Pazar

Yükselecek Demirel

1945 yılında Göktepe Bucağında doğdu. İlkokulu Göktepe’de ortaokulu ve liseyi Muğla’da tamamladı. 1964 yılında Muğla halk evinin açtığı şiir yarışmasında birinci olduktan sonra şiire ağırlık vermeye başladı. Fethiye’de Beşkaza ve Muğla’da Ferayi Dergilerinde sık sık şiirleri yayınlandı, ilgi uyandırdı. Birçok gazetede sanat sayfası düzenledi. Ulusal basın gazetelerinde muhabirlik yaparak tahsiline katkı sağladı. Fethiye’de maliye memurluğu yaparken şair Oktay Kuşkonmaz’la iki elin sesi isimli ortaklaşa bir şiir kitabı bastırdılar. (1972). 1977’de İzmir halkevinin açtığı şiir yarışmasında birincilik kazandı. 1981 yılında Dost Türküsü ve 2001 yılında Közden Küle ve Can Kırıkları isimli şiir kitaplarını yayınladı. Kül Deste şiir kitabının yanı sıra, Damla Sanat Akşamları adlı programların yapımcılığını ve yönetmenliğini yaptı.

10 Nisan 2015 tarihinde Ukrayna'da vefat etti.

Allah rahmet eylesin...

Muğla'da koruma savaşımının "diğer" yüzü

Muğla'nın adından, pek çok yazıda, ''az sayıda korunan kentlerimizden biri'' diye bahsedilmekte.

Gerçekten de öyle. Kentteki sivil mimarlık örneklerinin tescil edildiği ve kentsel SİT alanının belirlenerek koruma imar planının uygulanmaya başlandığı 1978'lerden bu yana geçen yaklaşık on yıl içinde, belediye yönetiminin korumaya olan saygısı ve kent halkının da aynı saygıyı büyük ölçüde paylaşması sonucunda, Muğla bugün bir ''örnek'' olma durumuna geldi.

1978-1981 yılları arasında Belediye İmar Müdürlüğü görevini yürüten, daha sonra da, bir yandan serbest olarak mesleğini sürdürürken, diğer yandan da Muğla'daki koruma çalışmalarına aktif olarak katılan Oktay Ekinci, ''Yaşayan Muğla'' adlı kitabında, Muğla'yı ve koruma çalışmalarını yeterince tanıtmıştı. Ancak, konunun bir başka ve ''önemli'' yanı kamuoyunda pek bilinmiyordu.

Muğla'daki koruma çabaları da, -belediyenin olumlu tutumuna rağmen- pek öyle 'güllük-gülistanlık' bir ortam içinde yürümüyordu. Ülkenin her yerinde olduğu gibi, burada da, özellikle yap-satçı çevrelerden destek gören kesimler korumaya karşı çıkıyor ve zaman zaman da sertleşen dozlarda, bu çabaların üzerine gidiyorlardı. Yani, Muğla'da da, ''tarihi çevre ve mimari mirasın korunması'' için sürdürülen savaşım, bir noktadan sonra gelip, ''ilerici düşünceyle, tutucu çevrelerin arasındaki'', dünya görüşü farklılığından ve çıkar ilişkilerinden kaynaklanan tartışmalara dayanıyordu.

Nitekim, son günlerde bu "tartışma" yeniden şiddetlendi. Muğla'daki muhafazakâr çevrelerin yerel yayın organı olan Hamle gazetesi, tescili bir eski yapıyı satın aldıktan sonra, bu yapıyı yıkıp, yerine yeni bir bina inşa edebilmek için, ''tescilden düşürme'' isteğiyle Taşınmaz Kültür ve Tabiat Varlıkları Kurulu'na başvurdu. Kurul, bu talebi önce kabul etti; fakat daha sonra belediyenin yapı hakkındaki bilgileri kurula sunması üzerine, kararından vazgeçerek, tescili kaldırmadı.

Bu gelişme üzerine, "Milliyetçi-Medeniyetçi" Hamle gazetesinde, sahibi ve başyazarı Hüseyin Nizamoğlu'nun kaleminden, yeni çıkan yönetmeliklerde, "belediyeden yetkilerin alındığına" değinen ve böylece de Muğla'da "sit olayının çözüldüğünü" savunan bir makale yayınlandı. Kentte, korumaya -açık veya gizli- karşı çıkan gruplar, bu makaleye sarılarak, "SİT'in kalktığını ve kâbusun sona erdiğini" yaymaya başladılar.

Dedikoduların "gerçek gibi sanılmaya başlanması" tehlikesi üzerine de, bölgedeki demokratik çevrelerin yayın organı "Halkçı-Devrimci-Toplumcu" İlk Adım gazetesinde, Oktay Ekinci'nin kaleminden bir "karşı makale" yayınlandı. Böylece, "koruma" tartışması yeniden alevlendi ve karşılıklı birkaç yazıyla sürdü. Aşağıda, koruma için sürdürülen savaşımın, İstanbul'dan Muğla'ya kadar, hemen her yerde, aynı zamanda "tutucu düşünceyle ilerici düşünce" arasındaki bir savaşım olduğunu belgelemesi bakımından, Muğla'daki bu ilk gazetede arka arkaya çıkan makaleleri MİMARLIK okurlarına sunuyoruz. Konuya, "milliyetçi-medeniyetçi" çevrelerle, "halkçı-devrimcitoplumcu" çevrelerin nasıl yaklaştıklarım göstermesi açısından ilgiyle kar- şılanacağını umarak...

SİT olayı çözüldü sayılır 
Hüseyin Nizamoğlu  
G ünümüze kadar belediye başkanlarının adeta öç alma veya fırsatını kollama, adam ayırtetme gibi tarafsızlıkla hiç ilgisi olmayan davranışlarından çok şükür ki, vatandaşlar kurtulmuştur. 10 Aralık 1987 gün ve 19660 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanan yönetmelikte belediyelerden hiç bahsedilmiyor. Valiler - Kaymakamlar yetkilidir. Bu yönetmeliği çıkaranları Allah, Türk milletinin başından eksik etmesin diyorum. • Hangi binalar sit sayılacaktır? 1-19. asırda inşa edilmiş olacak, 2- Korunması gerekli yerlerin içinde veya çevresinde ise (Eskihisar veya Bodrum Müzesi gibi), 3- 20. yüzyılda yapıldığı halde, İstiklâl Savaşı sırasında kullanılmış tarihi günlerin hatırasını taşıyan, Atatürk'ün ikamet ettiği veya Kuvayi Milliye Karargâhı gibi, 4- Gene 20. yüzyıl yapısı olmasına rağmen, Osmanlı ve Selçuklu mimari stilinde olanların dahi, Vakıflar Genel Müdürlüğü'rice daha evvelden korunuyorsa, eski eserler uzmanları ile vilâyeti temsil eden heyetlerin hem fikir olması şartı ile korunmaya alınabiliyor. 5- Korunmaya alınan yerler bundan böyle sözle korunmayıp, imarı devamlı yapılacaktır. Yönetmelikte, Kentsel Sitler, Arkeolojik Sitler, Tabii Sitler olarak üç ana bölümde mütelâa edilecektir. Ayrıca tek yapılar olarak bahsi geçen bölümde ilk önce Vakıflar Genel Müdürlüğü bir görüş getirecektir. Eski Eserler Genel Müdürlüğü'nü de ilgilendirmiyorsa en yetkili makam Valilik oluyor. Bir yer sit tescilli ise korunmasından Valilik veya ilçelerde Kaymakamlık sorumludur. Aynı şekilde eskiden sit olmuş ise, kaldırılması ve gerekenin yapılması Valilik kanalı ile yürütülecektir. Yönetmeliği okuyunca, Muğla Belediyesi'nin hissiyatına DUR denilmiştir. Öyle bir hissiyat ki, benim binam sit değildir diyen ve bunu Eski Eserler ve Kültür Varlıkları Yüksek Kurulu kararı ile ispat eden kuruluşa üç ayrı dava açılabilmiştir. Biz diyoruz ki, makamlar baki değildir. Asıl olan yetki dışı kalınca nasıl bir şahsiyet ortaya çıkacaktır, merak ediyoruz.

SİT olayı çözüldü sayılır 
Oktay Ekinci 
Bu yazımın başlığı, sayın Hüseyin Nizamoğlu'nun 23 Aralık 1987 günlü HAMLE gazetesindeki makalesinin başlığı ile aynıdır. Çünkü, ger- çekten de son yasal düzenlemelerle "sit olayı çözüldü sayılır". Ancak bu "çözülme" sayın Nizamoğlu'nun dilediği yönde değil, yani, Muğla'mn "ya- şanılır bir kent olmasında" en önde gelen etmen olan ve tarihsel kişiliğinikimliğini oluşturan geleneksel mimarlık ürünlerinin "artık" kolayca yıkı- labileceği yönünde değil, tam tersine, bu eşsiz zenginliğin korunmasında nasıl bir yöntem izleneceği ve kimlerin, hangi kurumların yetkili ve sorumlu olacağının berraklaşması yönündedir. Açayım: Sayın Nizamoğlu makalesinde, 10 Aralık 1987 günü Resmî Gazete'de yayımlanan yönetmelikten söz ederek, eski eser yapılar üzerinde bundan böyle belediyelerin yerine "Valiliğin yetkili olduğunu" ileri sürmekte, bundan hareketle de, "eskiden sit olan" yapıların "kaldırılması" ve "gerekenin yapılması" (yani yıkılmalarının kolaylaştığım "ima " etmektedir. Nitekim, bu yazıdan sonra şehirde, "sit kalkıyor" gibisinden birtakım da dedikodular dolaşmıştır. Üzülerek duyduğuma göre bazı "mimar"lar da bu dedikoduya katılarak, meslek onurlarını ve "varoluş nedenlerini" çiğ- neme pahasına, kültür mirasımızın hızla yokolmasına neden olan düşünceyi desteklemişlerdir. Üstelik, Mimar Sinan'ı ölümünün 400. yılında anmaya hazırlandığımız şu günlerde. Hemen belirtmeliyim ki, tarihi evlerimizin korunması konusunda -sayın Nizamoğlu'nun umduğunun aksine- Valiliğin de en az Belediye kadar duyarlı olduğuna ve olacağına inanıyorum. Çünkü, bu eserler, salt bu "beldenin" değil tüm ulusumuza ait kültür mirasımızın birer parçalarıdır, bu nedenle de sit alanlarına ve eski eser yapılara belediyeler sahip çıkmasalar bile, devleti en üst düzeyde temsil edenler sahip çıkarlar ve belediyelere de bu yönde uyarılar, hatta Kültür ve Turizm Müdürlükleri kanalıyla da denetlerler. Sayın Nizamoğlu'nun, Muğla Belediyesi'nce korunması yönünde gayret gösterilen yapıların yıkılabilmesi için, üzerlerindeki "eski eser" kayıtlarının kaldırılmasında "yetkilerin valiliklere geçmesini"ni bir "çö- züm" olarak göstermesi ve buna umut bağlaması şanssızlık olmuştur. Kaldı ki, sözü edilen yönetmelik ve buna bağlı en son yasal düzenlemelerin en önemli "yeniliği", yine sayın Nizamoğlu'nun savının tersine, BELEDİYELERİN DE KORUMA KARARLARINA KATILMALARI'dır. Eskiden, Anıtlar Yüksek Kurulu'nda, korumaya yönelik alınan kararları uygulamakla yükümlü olan kurumlar temsil edilmezlerdi. Yeni yasa ile olu- şan "Kültür ve Tabiat Varlıklarım Koruma Kurulları"nda ise; (ilgili genelge maddesini aynen alıyorum) "GÖRÜŞÜLECEK KONU BELEDİYE SINIRLARI İÇİNDEYSE BELEDİYE BAŞKANI VEYA TEKNİK TEMSİLCİSİ, DIŞINDA İSE İLGİLİ VALİLİKÇE SEÇİLECEK TEKNİK TEMSİLCİ" görev alacaklardır. Yani artık, yerel yönetimler, salt "karara körü körüne uyan" değil, "karara katılan" ve dolayısıyla kararları "inanarak" uygulayan kurumlar olmuşlardır. Daha açığı, belediye eskiden "yetki dışında" iken, bugün artık tam bir sorumluluk yükü altında yetkili kılınmıştır. Sayın Nizamoğlu'nun makalesi bilimsel olarak da yanlışlıklar içeriyor. Örneğin "hangi yapılar sit sayılacaktır" derken, bir yapının "sit " olamayacağım, ancak "eski eser" ya da "tescil edilmiş sivil mimarlık örneği bina" olabileceğini, çünkü "sit" kelimesinin "birçok yapıdan oluşan bir yerleşme" anlamına geldiğini, kökünün antik dönemlerdeki "site"lere (yani "kent" - lere) dayandığını, yasalarda da korumaya alman bir yapıya değil, bir bölgeye "sit " denildiğini bilemediğimde sergilemiş oluyor. Bilmemesi doğaldır. Çünkü kendisi mimar ya da bu konuda yetkin bir uzman değildir. Ancak "doğal olmayan" başında "milliyetçi-medeniyetçi" yazan bir gazetemizde, ulusal kültürümüzün yaşayan örnekleri olan eski eser binaların korunmasına karşı böylesine bir tepkinin gösterilmiş olmasıdır. Oysa ki bir ülkenin uygarlık (medeniyet) düzeyi, tarihsel-doğal ve kültürel değerlerine karşı gösterdiği saygıyla da ölçülür. Politikada, gerçekleri irdelemek yerine, "şanlı tarihimize" dört elle sarılmak, buna karşılık uygulamada, kişisel kazançlar uğruna tarihi değerleri yok etmek üzere çaba göstermek, hangisinde "içten olunduğu" konusunda insanı haklı bir şüpheye götürmektedir. Muğla Kentsel Sit Alanı'nın ve bu alan içinde özgün karakterleriyle yer alarak tarihsel dokuyu tamamlayan eski eser yapıların korunabilmeleri yö- nünden çabalarımızı sürdüreceğiz. Son yasal düzenlemelerle, bu çabaları- mızda izlenmesi gereken yol ve yöntemlerin neler olabileceği konusunda bugüne dek belirsiz kalmış bazı noktalar da "çözümlenmiştir". Konunun önemine ve ayrıntılarına gelecek yazılarımda tekrar değineceğim. Ancak, bitirmeden. 20/6/1987 günü Bodrum'da yapılan Yüksek Kurul toplantı- sında alınan Muğla ile ilgili 3371 sayılı kararı, "sit kalkıyor" dedikodusunu yayanların dikkatlerine sunmak istiyorum. Bu son toplantıda; "...Anıtlar Kurulu'nun kararı ile onaylanan Koruma amaçlı imar planlı hükümlerinin geçerli olduğuna... kentsel sınırlarının devamına... 189 adet taşınmazın korunmalarının devamına ayrıca bunlara ek olarak 6 adet yapının daha tescil edilmelerine... (ve yine eski duruma ek olarak) Saburhane meydanımn KORUNACAK MEYDAN olarak tesciline..." gibi kararlar verilmiştir. Kurulun aynı kararında yer alan son bir madde ise şöyledir: "...tescil kaydı kaldırılan 344 ada 7 ve 8 parsellerde bulunan taşınmazın yeniden incelenmesine..." Bu, "yeniden incelenmesine karar verilen" taşınmazın sahibi, "kurulun, kararını gözden geçirmesine neden olacak kadar " değerli bir yapıya sahip olmasından ötürü ne kadar övünse azdır. Elbette ki "milliyetçiliğinde" içten ise...

Nasıl bir "YENİ"? 
Oktay Ekinci  
Dostlar soruyorlar:
-SİT alanını bu kadar çok savunmak, bir noktadan sonra ''yeni''ye karşı çıkmak, yani, ilerlemeyi, çağdaşlaşmayı reddetmek olmuyor mu? " "Kırmamak" için devamını söylemiyorlar ama aslında sorulan şu oluyor: — "Gericilik olmuyor mu? " Soruyu tartışmadan önce, Sabahattin Kudret Aksal'in BİR SABAH UYANMAK adlı şiirinden bir bölümü birlikte okuyalım: Bir sabah ellerin cebinde çık evinden Ceketin iskemleye asılı kalsın Bekleyedursun dostun Kahvede Bugünlük vazgeç öyle dolaş çiçek kokan sokaklarında Güzel şehrinin (...) Özellikle son iki satırda "çiçek kokan sokaklar" ve "güzel şehir" deyince, yaşadığımız kentin nereleri gözlerimizin önüne geliyor? Eski evlerin bulunduğu sokaklar, mahalleler... değil mi? Beyaz badanalı tertemiz duvarların üzerinden sarkan asmalar, sizi dostlukla karşılayan kuzulu kapılar, perdeleri özenle bağlanmış küçük, sevimli pencereler, hem evi, hem de sokakta yürüyenleri bir ana gibi sarıp, sarmalayan, koruyan geniş ahşap saçaklar çağrıştırmıyor mu bu şiir? Yoksa, genzimizi yakan isli havasıyla, her an üzerimize hızla yaklaşan otomobilleriyle, gökyüzünü görebilmemiz için boynumuzu kırarcasına başımızı yukarı- ya kaldırtan tek düze apartmanlarıyla "yeni ve modern" mahalleler mi? Genel bir yaklaşım içinde, elbette ki, "yeni " dururken "eski"ye sarılmak tutuculuktur. Ancak; "yeni" , eğer "eskinin" güzelliklerini, insana değer veren özelliklerini alıp DAHA İLERİ BlR DÜZEYE getirebilmişse, gerçekten "yeni " olur ve ilerlemenin bir göstergesi kabul edilir. Ama, bugünkü pek çok örnekte gördüğümüz gibi, "daha yaşanılır bir çevre" yerine, insanı kendine "yabancılaştıran" ve eskisinden daha sağlıksız bir ortamda barınmaya mahkûm eden bir uygulama var ise, bunu "yenidir" diye mutlaka kabullenmek, "ilerlemeyi" değil, tersine "gerilemeyi" hoş görmek demektir. Çünkü, İLERİCİLİK ile GERİCİLİĞİN EN TEMEL ÖL- ÇÜTÜ "İNSANA, TOPLUMA OLAN SAYGI"dır. İnsan onuruna yakışır bir yaşamın koşullarını yaratmaktır. Sit alanı, bu anlamda, geçmişteki bu saygınm ve bu onurun bir ürünü olarak doğmuştur. Çünkü sit alanını, "tek amaçları kâr olanlar" değil, tek amaçları "yerleşik bir düzen içinde yaşamak isteyenler" kurmuşlardır. Bu "temel " nedenden ötürü de, sit alanındaki yapılar, kullanıcının öz kültürüne ve alışkanlıklarına göre biçimlenmişlerdir. "Daha pahalı satılma, öncelikle para kazandırma" hedefine göre değil. Aynı şekilde, sokaklar, meydancıklar, arastalar da "şehirlilerin" ortaklaşa yararlanabilecekleri şekil ve ölçülerde ortaya çıkmış, komşuluk ilişkileri "mahalleli dayanışması" içinde sürmüştür. Bugün bile, sit alanındaki bir sokağın iki ayrı başındaki evler arasında "komşuluk" kurumu hâlâ yaşamaktadır. Oysa ki "modern mahalleler de" , aynı apartmanda oturup, hiç görüşmeyen, dahası selamlaşmayan bir dolu insan bulunmaktadır. Kuşkusuz, bundan ötürü şöyle bir sonuca da ulaşmamak gerekir; " o halde, yeni kurulan mahalleler de aynen eskisi gibi yapılsın, evler de eskisi gibi olsan..." Bu "nostaljik" (geçmişe özlem duyan) mantık da, insanı "fes giyilsin, şalvar giyilsin, yerde oturup yemek yensin, haremlik-selamlık olsun.. " gibi gerçekten gerici bir tutuma itebilir. Bu noktada önemli olan, günümüzün çarpık ve çıkarcı kentleşmesine alternatif olarak salt "dünü " ve "geçmişi" görmek değil, kültür mirasımızın -yinelemiş oluyorum- İNSANA VE TOPLUMA DEĞER VEREN ÖZELLİKLERİNİ ALIP, bu yö- nünün yaşatılmasıyla daha çağdaş ve bugünün gereksinmelerine de cevap verecek ç#?ıjmlemelere ulaşılmasıdır. Yani, güncel deyimiyle, "geçmişten ders almak"tır. Geçmişi taklit etmek değil. Bir sabah (veya bizim yaptığımız gibi gece), evinizden çıkın, sit alanındaki sokaklarda şöyle bir dolaşın, hak vereceksiniz.

Hangi yapı ve hangi belediye 
Hüseyin Nizamoğlu  
13 Ocak -1987- tarihli llkadım'da benim yazıma cevap niteliğinde sayın mimar Oktay Ekinci'nin yazısı çıktı. Benim yazımın da, onun yazısı- nın da başlığı aynı. SİT OLAYI ÇÖZÜLDÜ SAYILIR. Evvela şunu belirtmeliyim ki, sayın Ekinci, yayımlanan yönetmelikteki hükümleri kendi inanana göre yorumlamaktadır. Muğla'mızda bir SİT alanı vardır. Ayrıca, korunması gereken binalar da mevcuttur. Ancak, bir zamanlar SİT damgası haksız yere vurulan birçok binanın da SİT durumları kaldırılacaktır. Buna ne sayın Ekinci'nin ne de belediye başkamnın gücü yetmeyecektir. Çünkü bazı binalar var ki benzeri eş, dost, akraba binaları SİT dışı bırakılmıştır. Bu kadar hissi ve bilinçsiz ellere düşen bu işlem elbette bozulacaktır. Türk büyüklerinin portrelerini mahzenlerde çürümeye terk eden fikir, nasıl oluyor da milliyetçilik ile tarihin bir bölümünü korumayı denk tutuyorlar? Gazi Osman Paşa Marşı'nı, 27 Mayıs türküsü haline getiren zihniyet mi bizim muazzam tarihimizi koruyacak? Saburhane meydam ile şaraphaneyi dillerine dolayıp kaldılar. Türk ve Müslüman geleneklerinde mezar taşları gibi meydanları mı var? Yoksa şarap içme veya üretme geleneğimiz mi var? Korumaya alınan semtteki, Muğla dili ile gavur yapıları mı bizim tarihimizdir? Saburhane Camisi vakıflar tarafından korumaya alınması gerekir. Hemen onun yanındaki milli ve dini törenlerin yapıldığı meydan nasıl olur da antik mezarlık olur? Bir festival düzenleniyor, Muğla bacası mimari özelliği bakımından amblem olarak kabul ediliyor. Çok yerindedir. Çünkü o baca ki, tarihimizi simgeler. Ama diğer birçok ilave ve işgüzarlık çok bilmişlerin işi değil de nedir? Yeni yönetmelikte vali yetkilidir diyorum. Sayın Ekinci ise Belediye yetkilidir demiyor da, müşterek sorumludur diyor, öyle olduğunu kabul etsek bile, bu komisyona vali orada iken Belediye Reisi başkan olur mu? Başka türlü sorulabilir. Vali mi, Belediye Başkanını görevden alabilir, yoksa tersi mi olur? Görüldüğü gibi bu iş bitmiştir. Tarihi olanları hep birlikte koruyacağız, eğer değilse de en kısa yoldan vatandaşın yakasını bırakacağız efendim. Bizim binaya gelince, sayın Oktay Ekinci, Bodrum'daki Anıtlar Kurulu kararını bize hatırlatıyor. Bizim bina için yeniden incelenecek denilmiştir diyerek eğer milliyetçiliğinizde samimi iseniz diyor, böyle bir binaya sahip olduğunuz için şanslısınız diyor. Bizim bina, tarihi olduğu için değil, birilerinin inadına şinıHüik kurban seçildi. Ama eğer mimari tarif veya adı geçen korunması gereken binalar hep böyle ise size mimar diplomasını verenlere ne demeli bilmem ki? Mimarlar Odası'nın seçimi yapılmıştır. Şu anda kimlerin seçildiğini bilmiyorum. Eğer sakallıların elinde kalacaksa batsın bu ülke iyi mi? Ben Milliyetçiyim, tarihime sadıkım. Amma gavur yapılarına ille de benim diyemem, tarihim ile hiçir ilgisi olmayan, atalarımın mimarisi ile de hiç ilgisi olmayan yapılara sahip çıkamam. Çünkü inançlarıma terstir.

ODTÜ'ne ve Bölge Kurulu'na teşekkürler 
Oktay İkinci 
P ostacı ODTÜ Mimarlık Fakültesi Dekanlığı'nın mektubunu getirdiği sırada, 22 Ocak tarihli HAMLE'yi okuyordum. Sayın Nizamoğlu, yeni aldıkları evin, "korunması gerekli bir kültür varlığı olmasından ötürü övünmeleri gerektiğini" söylememe oldukça içerlemiş olacak ki "eleştiri sınırlarını aşan" cümleler kullanmıştı. Örneğin, şöyle diyordu: "...Korunması gereken binalar hep böyle ise size mimar diploması verenlere ne demeli bilmem ki?" Düşündüm. Tekrar bir yanıt vermeli mi? Yoksa, artık değerlendirmeyi okuyuculara mı bırakmalı? Nizamoğlu bu sözü ile, salt bize değil, aynı zamanda Taşınmaz Kültür ve Tabiat Varlıkları Kurulu'ndaki profesörlere, doçentlere ve diğer uzmanlara da "diploma verenlere" dil uzattığının farkında mıydı? Çünkü, binasına "eski eserdir" kaydını koyan biz değildik, kurul üyeleriydi. Dahası Anıtlar Yüksek Kurulu'nda, "bize diploma verenlerd e bulunuyordu... Nizamoğlu, binasını yıkamadı diye bilim ve kültü- re göstermesi gereken saygıyı nasıl da bir kenara bırakmıştı. İşte "Türkiye gerçeği"!.. istanbul'da nasılsa Muğla'da da aym gerçek yaşanıyor. Bir bilim yuvamız, mimari mirasımızın korunması yönündeki çabaları- mızdan ötürü, "jürilerine katılmaya" çağırarak bizleri onurlandırıyor, beri yanda ise, bir "milliyetçi" gazetenin "Muğlalı" başyazarı, bu çabaları- mızdan rahatsız olup, "bize diploma verenlere" söylenecek kadar hırçınlaşabiliyordu. Böylece de, tarihsel ve doğal çevrelerimizin hızla yok edilmesinden hangi çevrelerin sorumlu olduğu da açıkça ortaya çıkıyordu. Sözde "tarihe saygılı" olan, ama, iş çıkarlarına gelip dayandığında, bilime ve diplomalara saldırmaktan bir an bile geri durmayan çevrelerdi bunlar. ODTÜ'nün çağrısı, Nizamoğlu'na yeterli bir yanıttı. En iyisi O'nu HAMLE okuyucularıyla baş başa bırakıp, koşarak ODTÜ'ne gitmek ve "koruma nöbetini bizlerden devralacak olan" öğrencilerin Muğla'yı daha iyi tanımalarına yardımcı olmaktı. Öyle yaptık. Ankara'nın yolunu tuttuk. * * * ODTÜ Mimarlık Fakültesi'nin stüdyo salonundayız. Dört duvarı boydan boya Muğla projeleri işgal etmiş. Geçtiğimiz Ekim ayında gelerek bir hafta süreyle SİT alanında araştırma yapan öğrenciler, yaklaşık üç aylık geceli-gündüzlü çalışmalarıyla ortaya çıkardıkları çizimleri haklı bir gururla sergiliyorlar. İşte Şeyh Camii sokak 2% ve 30 parseldeki "Hacı Hamzalar" evi. Kuzulu kapısı, hayatı, verendası, sofası, baş odası, havuzu, saçakları, bacaları, tavan süslemeleri, oymalı kapıları, dolapları, elmalıkları, ocakları ve hatta "deve damı " ile bir anıt gibi ODTÜ'de başköşeye kurulmuş. Kendisini sayanlar ve koruyanlara teşekkür ediyor. İşte "dibektaşı bölgesi". SİT alanının Tüccar Hoca Mescidi ile İskender Çıkmazı arasında kalan kesimi. Evleri, sokakları, avluları ve hatta bu bölgede yaşayanların gelir durumları, yaş ortalamaları, kiracı ya da ev sahibi olmaları, işleri, meslekleri ve tüm özellikleri ile akademik araştırmanın merceği altına alınmış. Bu bölgede, "bizi çıkar çevrelerinin yıkımlarından koruyun" dercesine kendini bilimin kucağına emanet etmiş. Öğrenciler, iki gün boyunca, SİT bölgesinin ve mimarlık mirasımızın en değerli örnekleri olan evlerin nasıl korunacağını konu alan projelerini anlattılar. Biz de, Muğla'mn koşulları içerisinde, bu projelerin, nasıl gerçek- çi olabileceğini onlara anlattık. Deneyimlerimizi aktardık. Hocalarının "genel" yaklaşımlarına, Muğla'ya has "özel " durumları ekledik. Ve sonuçta, iki gün boyunca "yıkıcı düşüncelere karşı" Muğla'mn korunmasında ne gibi önlemler alınabileceğini tartıştık, öğrenciler ise, gerek hocalarından, gerekse bizden "geçer not " aldılar. Aslında, çalışma bölgesi olarak Muğ- la'yı seçmelerinden ötürü, daha başlangıçta bizden "geçer not " almışlardı bile... * * * Muğla'yı ODTÜ duvarlarında bırakıp döndüğümüzde, Taşınmaz Kültür ve Tabiat Varlıkları Bölge Kurulu üyeleri de Muğla'ya gelmişlerdi. SİT Alanının ve Karabağlar'ın daha etkili olarak nasıl korunabileceği konusunda, "yerinde inceleme yapmayı" ve gündemlerindeki Muğla konularım belediye ile görüşüp "yerinde" bakarak karara bağlamayı uygun görmüşlerdi. Bu, yeni yasayla oluşan kurulun henüz 2. toplantısıydı. Bir hafta önceki ilk toplantıda Muğla konuları öne alınmış, ikinci buluşmada ise Muğ- la'ya gelinmeye karar verilmişti. Ankara yorgunluğunu atmadan, kurul üyeleriyle de Muğla'daki mimari zenginliğin ve SİT'in korunması ile ilgili sorunları görüştük. Çabalarımızı aktardık, destek verecekleri konuları belirledik. Sonuçta, onlar da, bu tarihi kentin "sahipsiz olmadığım" bir kez daha gördüler ve içleri rahat ederek İzmir'e döndüler.

Saatli Kule

Muğla'da Balıbey mahallesinde, Mustafa Muğlalı Caddesi ile Ulu Cami Sokak'ın kesiştiği merkezi bir noktada yer alan saat kulesi, Muğla'da yaşamış Rumlar'ın şehre kazandırdığı en güzel eserlerden birisidir.

Muğla eşrafından ve 1871'de kurulan Muğla belediyesinin ilk başkanı Hacı Süleyman Ağa tarafından 1885 yılında eşi Pembe Hanım adına, hac dönüşü Şam'da görüp beğendikleri bir saat kulesinin planını örnek alarak Rum mimar Konstantin oğlu  Filvari'ye yaptırılmıştır.

Üzerinde yer alan kitabede hem yapanı, hem de neden yapıldığı hakkında bilgiler bulunur. Kitabeyi de Muğla Rüştiyesi hocalarından ve Şahidi Mevlevihanesi neyzeni Dede İsmail Hakkı Efendi yazmıştır.

Saat Kulesi, kesme taş ve tuğladan, kare planlı ve beş katlı olup, aşağıdan yukarıya doğru küçülmektedir. Kulenin alt katı muvakkithane olarak kullanılmıştır. Üçüncü, dördüncü ve beşinci katlarının köşeleri dışarıya doğru pahlı olup, her katta biraz daha küçülmektedir. Dördüncü katın üzerine sonraki yıllarda yapıya uyum sağlayamayan uzun bir bölüm eklenmiştir. Yuvarlak saat kadranı da bu son kata konulmuştur. Saat Kulesinin her katının cephelerine sivri ve yuvarlak kemerler yerleştirilmiştir. Bu pencerelerden muvakkithane pencereleri diğerlerine göre çok daha büyüktür. Saat Kulesinin yanında ve ona bitişik olarak Hacı Süleyman Efendi tarafından bir çeşme eklenmiştir.
Saat kulesinin kitabesinde Osmanlıca şunlar yazmaktadır:
Sahib'ül hayr Hacı Süleyman Efendi,
Yine deryayı itâsını ikân eyledi zuhur,
Bahusus aktar-ı eshar vaktini ilân için,
Bu mahalle bir muvakkithane yaptı bi kusur,
Beldemizde misli nâmesbuk kebir çan saati 
Avrupadan celb edince herkese verdi süru,
Kalmadı hiç ihtiyaç cep saati taşımaya,
Aksi avaz ile alem vakti etti şuur,
Hem ziya şevkiyle buldu mücevher tarihi,
Geldi meydana muvakkithane bi evsa-ı vufur,
Harerehu İsmail Hakkı 1301 fi Şaban.

15 Nisan 2015 Çarşamba

Zihni Derin

Zihni Derin Türkiye'de çay tarımının başlamasına, gelişmesine ve yerleşmesine önderlik eden ziraat mühendisi. 1880 senesinde Muğla'da doğdu. İlk ve orta öğreniminden sonra İstanbul Halkalı Yüksek Ziraat Okulunu bitirdi.

Bir müddet Orman mühendisliği ve öğretmenlik yaptı. 1920 senesinde İktisat Vekaleti, Ziraat Umum Müdürlüğü vazifesine tayin edildi. Vazifesiyle ilgili bir gezi sırasında Doğu Karadeniz bölgesinin çay ve turunçgiller üretimine elverişli olduğunu görerek bu bölgede çay tarımının başlatılması için gayret sarf etti. Bunun üzerine 1924 senesinde Rize yöresinde çay, fındık ve turunçgiller üretimiyle ilgili özel bir kanun çıkarıldı ve Çay Araştırma Enstitüsü kuruldu. Enstitünün kurucusu olan Zihni Derin aynı iklim özelliklerine sahip olan Batum'dan getirttiği çay fidanlarıyla Enstitünün bahçesinde ilk çay fidanlığını kurdu. Fidanların bir kısmını da deneme üretimi için halka dağıttı. Fakat toprağı az olan yöre halkı, geleceği belli olmayan bu ürüne fazla rağbet etmedi. Devletin de gerekli desteği sağlamaması üzerine Zihni Derin'in çalışmaları neticesiz kaldı. Zihni Derin bu vazifeden ayrılarak çeşitli liselerde ve Ankara Gazi Eğitim Enstitüsünde öğretmenlik yaptı. 1936 senesinde Edirne'de İkinci Umum Müfettişlik kuruluşunda tarım danışmanlığına 1938 senesinde Ziraat Vekaleti Çay Organizatörlüğüne getirildi. Bu vazifesi sırasında Batum'dan getirttiği iki ton çay tohumu ile enstitüye bağlı üç fidanlıkta çay fidanı üretimini sürdürdü.

1940 senesinde çıkarılan bir kanunla çay üreticilerine bazı maddi kolaylıklar getirildi ve üretilen çayların devlet tarafından satın alınacağı garanti edildi. Bu özendirici tedbir ve teşvikler üzerine yöre halkı çay üretimine yöneldi. Zihni Derin'in özel gayretleriyle Doğu Karadeniz bölgesinde çay tarımı yaygınlaştı. Hayatında iken gayret ve çalışmalarının meyvesini gören Zihni Derin, 1945 yılında emekliye ayrıldı. Emekli olmasına rağmen bakanlık organizatörü olarak çay tarımıyla ilgili çalışmalarını sürdürdü. 1964 senesinde “Çayın 40. Yılı” kutlama törenlerine katılmak üzere Rize'ye giderken bir trafik kazası geçirdi. Kazada aldığı yaralar neticesinde 1965 yılında öldü. Çay tarımında önder kabul edilen Zihni Derin'in hatırasına 1969 yılında TÜBİTAK hizmet ödülü verildi.

12 Nisan 2015 Pazar

Muğlamızın geçmişi

Şehrimizin geçmişi ile ilgili internet sitelerinde ve kaynak kitaplarda pek çok dağınık bilgiler gördüm. Sonunda şehrimizin geçmişi ile ilgili tüm verileri bu sayfada toplamaya karar verdim.

Geniş Muğla tarihi

Şehrimizin geçmişi oldukça eskidir ve M.Ö. 3000 yıllarına kadar uzanır. Kronolojik olarak özetlersek:

-M.Ö. 3400: 'Karya' isminin bölgeye M.Ö.3400 yıllarında gelen kavimlere önderlik etmiş 'Kar' isimli bir komutandan kaynaklandığına ilişkin tezler öne sürülmektedir. Bölge çağlar boyunca 'Karya' olarak anılmış ve kuzeyde Söke, Aydın, Nazilli üzerinden başlayıp güneyde Dalaman Çayı'nın denize döküldüğü yerde biten Karya bölgesi, kuzeyinde Lidyalıların, güneyinde Likyalıların ve Anadolu içlerinde de Frigyalıların hüküm sürdüğü bölgelere komşu olmuştur. Karya’nın toplu yerleşim merkezleri Muğla ve Milas’tır.

Bu çağda Karya bölgesi, Ege Denizi’nden gelen Yunan sömürge dalgalarına sahne olur. Birinci sömürge dalgası sonunda Datça üst ve alt Knidoslarla Bodrum yerleşim birimleri oluşur. İkinci sömürge dalgasının yaratmış olduğu bir şehir yoktur. Üçüncü sömürge dalgası sonunda meydana gelen yerleşim merkezleri şunlardır: Dalaman (Daldala), Fethiye (Telmessos, Tlos, Xhantos-Kınık, Patara-Minare, Tlos-Eşen) Stratoneika-Eskihisar, Nakrasa-Karakuyu ve Akassos-Bozüyük.
-M.Ö. 3000: Şehrimizin şimdiki yerine Kargalıların hakim olduğu biliniyor.

-M.Ö. 2500: Bu tarihte şehrimize Luvilerin yerleştiği ifâde edilir.  Fakat bu hususta tarihî kesin deliller henüz ele geçmiş değildir.

-Hitit dönemi: Eldeki bilgiler, bu tarihten sonra şehrimize Hititlerin hâkim olduğunu ve şehrimize Lugga ismini verdiklerini göstermektedir. Hitit İmparatorluğu'nun iç savaş ve iktidar kavgaları ile zayıflayıp yıkılması üzerine bölgeye Frigya Krallığı hâkim oldu.

-Frigya dönemi: Bu döneme ait bilgi yoktur.

-Lidya Krallığı: Frigya Devleti'nin yıkılışı ile bölge Lidya Krallığı'nın eline geçti. Bu dönemde Ege adalarında oturan Dor'lar ve Ion'lar da yöreye göç etmiş, bu bölgenin kıyılarında Dor siteleri kurdular.

-Persler dönemi: Pers Kralı Kiros, M.Ö. 546 yılında Lidya Devleti'ni yıkınca Muğla'yı da işgal etti ve burayı 'satraplar' aracılığıyla yönetti.  Büyük İskender'in ordularıyla gelişinde Muğla bölgesi bir Karya satrapı tarafından yönetilmekte idi.

-Büyük İskender dönemi: MÖ 334 yılında Karya'ya gelen Büyük İskender bölgemize Bodrum-Gümüşlük kapısından girmiştir. Perslerin çekilmesiyle ortaya çıkmış kardeşlerarası bir saltanat kavgasıyla karşılaştı. Kardeşlerden Ada ve ağabeyi ve kocası Hidrieus ile Mausolus ve kızkardeşi ve karısı Artemisia, diğer kardeş olan Piksodaros'un isyanı ile karşı karşıyaydılar ve bu nedenle kuzeye Alinda'ya (Karpuzlu) çekilmişlerdi. Ada Alinda'nın anahtarlarını Büyük İskender'e göndererek kendisini annesi olarak kabul etmesini istedi. İskender de bu isteği kabul ederek Ada'yı Karya satraplığına getirdi. Ancak ertesi yıl İskender'in Likya'ya geçmesiyle Piksodaros ablası satrap Ada'yı öldürerek yerine geçti (M.Ö. 333)İskender'in haznedarı Filotas'ı satraplığa ataması da asayişi sağlamadı ve İskender'in uzaklaşmasıyla bölge Bergama ve Roma egemenliğine kadar (yaklaşık iki yüzyıl) sürecek bir anarşi döneminin içine düştü.

-Bergama Krallığı dönemi: Şehrimiz M.Ö. 189 yılında Bergama krallığının hakimiyetine girmiştir.

M.Ö. 133:  Bu tarihte Roma İmparatorluğu'nun ikiye ayrılmasıyla da Karya, Bizans İmparatorluğu içinde kaldı.

-Anadolu Selçukluları dönemi: Selçuklu döneminde bölgemizin Türk ve İslam cemaatlerine yaylak ve otlak durumuna geldiğini Paul Vittek’in 1944 yılında Türk Tarih Kurumunca basılan, “Garbi Küçük Asya Tarihine Ait Tetkik Kitabı”ndan öğrenmekteyiz. Vittek, bölgede kurulan Menteşe Beyliği’nden çok önce, yöreye Türkmen boylarının yerleştiğini söyler.Henüz sahillere inmemiş olan bu boyların, sahilleri gören yaylalara yoğun şekilde geldiklerini ve bu yaylalarda geniş otlaklara sahip olduklarını kaydeder.



Kütahya’dan Muğla’ya gelen ilk Oğuz boyları şunlardır: Horzum, Yahşibey, Kızılcakeçili, Balyabolu, Alayuntlu, Ekerer, Hamza, Emirali, Bart ve Köyceğiz cemaatleri. Bu cemaatlere “Menteşe Kayıları” denir. Sayı ve dağılım bakımından Konya ve Ankara Kayıları’na oranla daha topludurlar. Beçin merkez olmak üzere, kuzeyde Çine ve Selçuk, güneyde Köyceğiz’e kadar tirler halinde yayılmışlardır. Menteşe Kayıları önceleri Konya Kayıları gibi yarı göçebe yaşarlarken, Kanuni fermanları ve yasalarıyla göçebelikten yerleşik tarım toplumu haline gelmeye başlarlar. Menteşe Kayıları Kütahya göçlerinden ve Karya fethinden önce, Isparta ve Denizli bölgesine yerleşen ve sayıları İbn-i Said’e atfen Ebu’l Feda tarafından 200 bin çadır kaydedilen eski uç Türkmenidirler. Yöremize Moğol istilası sonunda geldikleri kaydedilir. Bunların doğuda kalan boylarına “Türkmen”, kendilerine “Yörük” denir.

Menteşe Kayılarının toplu yerleşimleri şu merkezlerde olmuştur:

Nasuh ve Musa tirleri (Veled-i Mustafa) Beçin,
Mustafa tiri (Veled-i İbrahim) Milas,
Hızır tiri (Veled-i Aydoğdu) Beçin,
Halil tiri Beçin-Acısu,
Demirci İbrahim tiri Eskihisar,
Mustafa tiri (Veled-i Hasan Fakıh) Beçin,
Resul tiri (Veled-i Davut) Beçin,
Mehmet tiri Bozüyük,
Hazma tiri (Veled-i Bayezid) Çine,
İsabalı tiri (Veled-i İvaz) Balat-Çine,
Halil tiri, Mandalyat,
Kara Üveys Zaim tiri, Köyceğiz

Bu cemaatler kolonizatör Türk dervişlerinin emrindedir. Özellikle 14. ve 15. yüzyıllarda bu dervişler, aşiretler arasında çok itibara eriştiler. Bu nedenle göçebe aristokrasisi ile cemaatler de bunların adlarıyla anılır oldular. Muğla’nın bugünkü mahallelerine adlarını veren Emirbeyazıt, Hacı Rüstem, Kara İmam, Şeyh Bedrettin ve Muslihittin gibi.

Göçler

Bölgemize Kütahya dolaylarından gelen ilk İslam-Türk nüfusa, Menteşe Beyliğinin son yıllarında Timur’dan katkılar gelir. 1402 Ankara Savaşı’nda Osmanlı ordusunu yendikten sonra Batı Anadolu ‘ya gelen Timur, kış aylarını Ayasuluk’ta (Selçuk) geçirir. Menteşe dağlık bölgesinin içlerine talan için gönderilen Timur’un çavuşlarından yer yer geri dönmeyenler olur. Bize, bu kaynaşmanın ipuçlarını Türk diyalektoloji araştırmaları vermektedir. Prof. Dr. Ahmet Caferoğlu, 1960’lı yıllarda Muğla dolaylarında yapmış olduğu dil araştırmalarında Nogayca’dan izler bulmuştur. Nogayca, Moğol dil kökenine dahildir.

Benzer gözlemi Prof. Dr. Rebii Barkın yapmıştır. Afganistan Kabil Üniversitesinde, 1950’li yıllarda öğretim üyesi olarak çalışan Barkın, Türkmence, Nogayca ve Azerice konuşulan coğrafya parçalarını yakından görme ve tanıma olanağı bulmuştur.

Prof. Dr. Rebii Barkın, 1954 yılında Muğla’dan milletvekili adayıdır. Aynı yılın bahar aylarında, Muğla’nın ilk eczacılarından Ethem Serim ile merkeze bağlı Akkaya (Dirgeme) Köyü’ne giderler. Girdikleri kahvede oturanların fizyonomilerinden etkilenen Barkın, kendi kendine mırıldanır: “Ben bunları yakın geçmişte Orta Asya steplerinde bırakmıştım, ne zaman buralara gelmişler?” Sıra konuşmalara gelince Barkın’ın hayreti biraz daha artar, Ethem Serim’e dönerek şunları söyler: “Muğla’da Nogayca’nın varlığı kesin, Timur’un Ayasuluk’ta geçirdiği dönemin hatıraları bunlar.”

Muğla, Karaman Beyliği’nin Osmanlı’ya katılması ile beraber Karaman’dan sürülen Türkmen boylarının da yeni yerleşim bölgelerinden biri durumuna gelir. Bugün Muğla’da “Karaman” adını taşıyan pek çok aile vardır.

Konya’nın Mevlana ailesi, Menteşe’ye özel ilgi duyar. Yeni fethedilen “uçların” Hanefi mezhebi ve Mevlevi itikadı etrafında kümelenmeleri, Mevlana ailesinin egemen politikalarıdır. M.S. 1300’lü yıllarda Mevlana soyundan Arif Çelebi Menteşe’ye gelir. Menteşe Beyi Mesut Bey’in oturduğu Milas’ta uzun süre kalır. Bu süre sonunda Mesut Bey Arif Çelebi’nin müridi olur. Paul Vittek, adı geçen eserinde bu geziden söz ederken şu yorumda bulunur: “Uç’a yapılan bu seyahatlerin sebebini kavramak kolaydır. Bunun manası, büyük mikyasta fütühhatlar ile önem kazanmış olan hükümdar ailelerini Mevlana ailesi için kazanmak…”

Muğla’nın yaşadığı önemli nüfus dalgalanmalarının bir kaynağı da Kaletavas’tır. Özellikle Menteşe mir’i topraklarını Padişah adına yönetmeye başlayan Tavaslıoğullarının hüküm sürdüğü 18. ve 19. yüzyıllarda Muğla Merkeze ve bağlı beldelere yoğun Kaletavas göçleri olmuştur. Abbak Süleyman Ağa, Kahyaoğulları, Sucuzadeler, Kaleliler, Özalpler, Özdemirler, Bekir Erdemler, Gümüşler, Keleşler-Selçukiler Muğla’nın ticari, sosyal ve kültür yapısında etkisi görülen Kaletavaslılardır. Yeni gelen Kaletavaslı ailelerin bir bölümü, bölgemize, Tavaslıoğullarının kaza ayanlıklarını yapmak üzere gönderilmişlerdir. Kaletavaslı Hacı Abbak Ağa’nın etrafına aldığı kalabalık bir cemaat topluluğu ile 18. yüzyılın başlarında Yerkesiği kazasına geldikleri ve bu gelen nüfusun Yerkesiği nüfusunun yarısını oluşturduğu bilinmektedir.



Muğla’yı etkileyen nüfus göçleri Konya göçleridir. Bugün, Muğla Merkez’in yerleşik nüfusunu oluşturan eski ailelerden bazıları “Konyalılar” olarak bilinir. Konyalılar Medresesi, Konyalılar Mezarlığı, “Konyalı Hocalar” lakabı Muğla ve bağlı beldelerin ünlenmiş ailelerini anımsatır.

Muğla folklorunun ve basınının öncüsü Hacı Kadızade Hafız Sabri Bey, Menteşe Kuva-i Milliyesi kurucularından Yerkesikli Ömer Ağa ve Hacı Yahya ile Ahiköy Kuva-i Milliye kurucusu Yatağanlı Fehmi Ağa sülaleleri Konya çıkışlı ailelerdendir.

Muğla’nın I. Dönem (1920-1923) milletvekilleri arasında olan Saadettin Özsan ile Adnan Menderes hükümetlerinin Tekel ve İşletmeler Bakanı olan Nuri Özsan, Konyalı “Müftüler” ailesindendir. Muğla’nın eski belediye başkanı Latif Sepil, Muğla’nın bir başka Konyalı ailesine mensuptur. Muğla’nın eski belediye başkanlarından Haluk Özsoy da Yerkesik beldesine yerleşmiş olan Konyalı ailesinin çocuğudur.

Paris Tıp Fakültesi mezunlarından Dr. Fevzi Koçer’in mensup olduğu “Koyunşeyhler” de Muğla’ya Konya’dan gelen aileler arasındadır.

Merkeze bağlı Yeşilyurt beldesinin bir mahallesine adı verilen Hacı Ali, Konya çıkışlı olup kendine bağlı ailelerle Yeşilyurt’a (Pisi) yerleşen cemaat liderleri arasındadır.

Muğla’nın nüfusunda önemli etkisi ve payı olan Hasan Kadılar ailesi, Fatih Sultan Mehmet’in Muğla kethüdasıdır. Bu aileyi izleyen Zorbazlar, Hacı Osman Ağalar (Şevketler, Şerif Efendiler, Mehmet Ağalar, Hacı Memiş Ağalar), Dr. Muhsin Ertuğlu’nun bağlı olduğu Kabaklılar, Muğla nüfusunun önemli çekirdeklerini oluşturur. Manisa ayanı Karaosmanoğlu ailesinin yıkılan saltanatından bölgemize bir kol gelerek, içinde Muğla eski belediye başkanlarından Naci Karaosmanoğlu’nun da bulunduğu bir ailenin Muğla’da büyümesine neden olur.

Muğla nüfusunu etkileyen bir başka göç dalgasını, Celali isyanları döneminde bölgemize sürgüne gönderilen sipahi aileleri oluşturur. Bu ailelerden en önemlisi Ula’ya yerleşmiştir. Ula dilinde bu aile, “İspahalar” adını almıştır.

17. yüzyılın II. yarısında Menteşe bölgesine sürgüne gönderilen bir başka sipahi, Ese Paşa’dır. Ese Paşa, beraberinde Kırım Türklerinden bazı boyları ilimize getirmiştir. Muğla Merkeze bağlı Yerkesik beldesinin köylerinde bu göçün izleri vardır.

Bu nüfus hareketlerinin yanı sıra Bilecik, Bursa ve Kütahya dolaylarından gelen Karakeçili, Bayındır, Baydur ve Kötekli cemaatleri ile Muğla nüfusunun yapısı zenginleşmiştir.

Bilecik dolaylarından Ula, Uyur, Gölcük ve Sandras bölgelerine gelen Karakeçililerden, Prof. Dr. Feyyaz Gölcüklü’yü yetiştiren Ula’nın ve Muğla’nın geniş ailesi Gölcüklüler, Ula’nın ünlü saray muallimi Palabıyık Mehmet Efendi soyu ile Prof. Dr. Ali Rıza Özbek’in bağlı bulunduğu, Muğla’nın okumuş ailesi Hacı Hamzalar meydana gelmiştir.

Bursa Uludağ’ın Bayındır ve Baydur cemaatlerinden, Yerkesik beldesinin okumuş ailesi Ahmet Efendiler oluşmuştur.

Kütahya dolaylarından gelen Türk ailesinden, Yeşilyurt beldesinin Türk Ömer Efendiler ailesi meydana gelmiştir. Aynı beldede, Konya Bozkır’dan gelen ailelerin de önemli payı vardır. Kütahya’nın Kötekli cemaatinden de, Üniversite bölgesindeki Kötekli (Hacıaraplar) Köyü kurulmuştur.

“Giresun” soyadını taşıyan ailenin atası, Giresun’dan gelip Terzibaşıoğlu ailesine damat olmuştur.

Dehri Hoca Mehmet Hilmi Efendi ve Balcılar ailesi Akşehir’den gelmedir.

Muğla’nın son dönem yetiştirdiği Paşalardan Mehmet Harput’un dedesi, Harput’tan asker olarak gelmiş ve Bağlamacılar ailesine damat olarak Muğla’da kalmıştır.

Muğla’nın okumuş ailesi Baydurlar, Samsun-Vezirköprü’den Muğla’ya subay olarak gelen ve Karahafızoğulları’na damat olan Tüfekçibaşı Hüseyin Ağa’nın soyudur.

Muğla’da Anadolu dışından gelen aileler de bulunmaktadır.

Halepli Cabbarilerden Derviş Sadettin Efendi, 1838’de Muğla’ya gelerek Aktarlar ailesinin banisi olmuştur.

Mısır-İskenderiye’den gelen bir kol, Muğla’nın alaylı eczacısı Arap Hacı Mehmet Ali Efendi soyunu oluşturmuştur.

Tunus’tan gelen bir kol, Hacıyanıklar ailesinin atasıdır.

Bağdat’tan gelenler aynı adla anılırlar.

Şamlı subay Hacı Hüseyin Efendi’nin soyu “Şamlılar” olarak bilinir.

Mukaveletçi Ömer Efendiler ile Şevketler’in ninesi Mora’dan gelmedir.



Rumeli bozgunuyla Muğla’ya gelen aileler, Serezliler, Filibeliler, Dramalılar, Selanikliler, Arnavutlar, Bosnalılar olarak bilinirler.

Kurtuluş Savaşı’ndan sonra Yunanistan ile yapılan Mübadele (değişim) sonucu, Selanik ve yöresinden gelip Muğla’ya yerleşen yeni hemşehrilerimiz özellikle müzik alanında yaptıkları atılımlarla, yerel kültürümüzün bir kesitine önemli katkılarda bulunmuşlardır. Kendileri, Atatürk’ün hemşehrisi olmaktan ayrıca gurur duyarlar.

19. yüzyılın Kafkas bozgununda Anadolu’ya kaçan ailelerden bir bölümü, Köyceğiz Ovası’na yerleşerek Döğüşbelen Köyü’nü kurmuşlardır.

Giritli Ali Molla, Girit kırımından kaçarak 1313’te (1897) Muğla’ya gelmiş ve Pisi bölgesine yerleşmiştir.

Mağribli (Arabistan) Şeyh Ali oğlu Hafız Hacı Ömer Efendi, “Camkıran” lakabıyla bilinmekte olup, Şeyh Camii’nde uzun yıllar imam-hatiplik yapmıştır.

Muğla’nın eski ailelerinden Şeyh Aliler ile Cezayirlilerin de Kuzey Afrika’dan (Fas-Tunus-Cezayir) Muğla’ya geldikleri bilinmektedir.

Yalnız erkek nüfusun sayımının yapıldığı 1831 Nüfus Sayımı’na göre, Menteşe sancağının toplam nüfusu, 52.000 dolaylarındadır. Bu nüfusun 50.000’e yakını İslam, 2.000’den çoğu Hrıstiyandır. Hrıstiyan nüfusun, 2.294’ü Rum, 52’si Ermeni, 36’sı Yahudidir. Muğla Merkez Rumluğu’nun çıkardığı en önemli şahsiyet, 19. yüzyılın II. Yarısı ile 20. yüzyılın başlarında yaşamış olan Sir Basil Zaharof’tur. Zaharof, dünya silah ticaretini Londra’da elinde toplamıştır. Bodrum Rumluğu’nun çıkardığı en önemli şahsiyet, hukukçu Pulluoğlu İstimat Zihni Özdamar’dır. Özdamar, Papa I. Eftim Erenerol ile Kayseri-Zincidere’de I. Türk-Ortodoks Kurultayı’nı toplamış ve bu kurultaydan Ulusal Kurtuluş Savaşı’na destek kararı çıkartmıştır. Kayseri’de yayınladığı Sada-i Hak Gazetesi ile ulusal kurtuluşu savunmuştur. Muğla Yahudi cemaatinin en önemli şahsiyeti Bodrumlu Prof. Dr. Avram Galanti’dir. Kendisi Jön Türk’tür. Atatürk’ün davasına sonuna kadar bağlıdır.

17. yüzyılın ikinci yarısında Menteşe’nin nüfusu 29 kazada toplanmıştır. Bu kazalar şunlardır: Muğla, Yerkesiği, Ula, Gökabat, Gereme, Bozoyük, Eskihisar, Mesevli, Makri, Üzümlü, Eşen, Pırnaz, Perakende, Beçin, Çine, Agritos, Düver, Saravalos, Sarıç, Dadia, Darahia, Feslikan, Karaova, Keranes, Davas, Köyceğiz, Mazın, Göküyük, Mandelyat.

-Menteşe Beyliği: Şehrimiz 1284 yılında Selçukluların uç beyi Menteşe Bey tarafından Türk hakimiyetine girmiştir. Bu dönemde beyliğin merkezi Milas idi. Menteşe Beyliği denizcilikte ilerlemişti. Yunanistan, Muğla kıyıları ve adalarına çıkmış, Rodos adasını bir süre egemenlikleri altına almışlardır. Bu dönemde Rodos adasına yerleşen Sait Jean şövalyeleri Osmanlılar ve Menteşe oğulları ile savaşmışlar, Bodrum kalesini de bir süre ellerinde tutmuşlardır.



1220 yıllarından beri devam eden Moğol istilası, Türk cemaatlerini ve muharip kitlelerini Mavera-ün-nehir’den Küçük Asya’ya (Anadolu’ya) doğru hareket ettiriyordu.

Anadolu’da kurulmuş olan Selçuklu Devleti, doğudan gelen Moğol istilaları ile alttan alta oyuldu. 1260’lı yıllardan itibaren Menteşe’nin eski sahibi Bizanslılar, Karya ülkesine yeni gelmeye başlayan İslam-Türk unsurlarla tanışmaya başladılar. Özellikle Denizli-Fethiye arasında uzayan geniş yaylak ve otlaklar, Menteşe Bey’den önce gelip, yöreyi yurt edinen gezgin Türkmen obaları ile doldu, taştı.

Menteşe Bey, 1284 yılında Aydın-Güzelhisar’da Taralleis Savaşı olarak bilinen gaza olayı ile Karya topraklarına girdi.

Menteşe Bey Karya’nın içlerine uzandıkça, Bizans nüfusunun önemli bölümünün kıyılara ya da adalara kaçtığını gördü. Karşılaştığı Bizans nüfusunu Türkleştirip İslamlaştırdıktan sonra, Batı Anadolu’nun en büyük oymak reisi Germiyan Bey’e mektup yazdı. Yeni fethedilen ve nüfustan büyük ölçüde eksilen Karya topraklarına Germiyan boylarından cemaatler istedi.

Bu isteği uygun bulan Germiyan Bey, yeni fethedilen Karya topraklarına çok sayıda tirler ve cemaatler göndermeye başladı. Böylece, yörenin ilk nüfusu Germiyan Türklerinden oluştu. Karya adı bırakıldı; yöreye fatihinin adı olan “Menteşe” verildi.

Menteşe Beyliği, Osmanlılar tarafından ilk zapt tarihi olan 1290’lara kadar müreffeh ve sakin yaşadı. Kuzey limanı Balat’tan ve güney limanı Gökova’dan Menteşe dışına buğday, safran, susam, bal, balmumu, palamut, zibebe, şap, maroken, deri, halı, köle ve cariye ihraç etti. Frenk tüccarların gemileri Balat ve Gökova limanlarından Rodos ve Kıbrıs gibi adalara, güneyde Mısır’a, batıda Avrupa ülkelerine bu ihraç ürünlerini götürdüler. Buna karşılık aynı limanlardan Menteşe’ye, devrin önemli ithalat maddelerinden kumaş, sabun, kalay, kurşun v.b. mallar getirilerek, hem Menteşe’nin ihtiyaçları karşılandı hem de daha iç bölgelere giden deve kervanları ile, ticaretin alanı Anadolu’nun diğer illerine doğru taştı.

Menteşe, diğer Türkmen beylikleri içinde birden gelişen Osmanlı Beyliği karşısında fazla dayanamazdı. Bütün Türk beyliklerini tek çatı altında toplama politikası güden ve giderek cihan imparatorluğuna yönelen Osmanlı Devleti, Yıldırım Bayezid zamanında Menteşe Beyliği’ni Osmanlı topraklarına kattı. Son Menteşe Beyi Mehmet Bey, beyliğini terk ederek Sinop Beyi’ne sığındı. Bu sıralarda doğudan Anadolu’ya gelmekte olan ve Osmanlıyı bitirme politikası güden Moğol İmparatoru Timur, Osmanlının fethettiği topraklardan kaçan tüm Türk beylerinin sığınma merkezi durumuna geldi. Mehmet Bey de Timur’a giderek O’na sığındı. 1402 Çubuk Savaşı’nda Timur’un yanında oldu; Menteşe’den gelen eski askerlerini Timur’un yanına çekti. Savaşı kazanan Timur’dan icazet alan Mehmet Bey, tekrar Menteşe’ye gelerek beyliğin başına geçti.

Menteşe, Timur’un Çubuk Zaferi’nden sonra 22 yıl daha bağımsız kaldı; 1424 yılında Fatih Sultan Mehmet’in babası II. Murat tarafından kesin olarak Osmanlı topraklarına katıldı.


-1. Osmanlı dönemi: Şehrimiz, Yıldırım Beyazıd tarafından 1391'de Osmanlı hâkimiyetine girdi. Fakat bu Osmanlı hakimiyeti geçici olmuş 1402'de şehrimiz Timur tarafından alınmıştır.

-Timur dönemi: Şehrimiz 1402 ile 1425 yılları arasında 23 yıl Timur'un hakimiyetinde kaldı. Timur şehrimizi kendi yönetmemiş, şehrimizi alınca tekrar Menteşe Beyliğine vermiştir.

-2. Osmanlı dönemi: Şehrimizin en çok bilinen tarihini oluşturan ve 1923'e dek süren bu dönem, 1425 yılında II. Murad'ın şehrimizi tekrar Osmanlı Devletine katmasıyla başlar. Bu yıl şehrimiz için bir dönüm noktası olmuştur çünkü Menteşe Beyliği zamanında başkent Milas iken Osmanlı devleti yeni başkent olarak şehrimiz Muğla'yı seçmiştir.

  -Kurtuluş Savaşı dönemi: Kurtuluş savaşı sırasında, Muğla ve yöresini 11 Mayıs 1919 tarihinden itibaren işgale başlayan İtalya, Menderes'in güneyinde filizlenen ulusal güçlerle pazarlık ve anlaşma yapmak zorunda kalmış. İtalya, Yörük Ali Efe'nin Muğla'dan , Demirci Mehmet Efe'nin de Nazilli'den yönlendirdikleri ulusal direniş çalışmaları karşısında silahlı bir çatışmayı göze alamamış. İşgal üzerine tüm Anadolu'da mitinglerin düzenlenip direnme örgütlerinin kurulması için İzmir'den gelen telgrafa, Muğlalı Kocahan Mitingi'ni düzenleyerek cevap vermiş. Aldığı kararların ardından Vatan Müdafaa Cemiyeti, Serdengeçtiler Müfrezesi, Muğla Kuvayi Milliyesi gibi direniş komiteleri kurulmuş. 1920'de Ankara'da açılan 1. Dönem BMM'nde 6 milletvekiliyle ulusal mücadelede üzerine düşeni layıkıyla yapan Muğlalı, oluşturduğu direniş gruplarında yer alan gönüllerini Yunanlılara karşı Aydın cephesine göndermiş. Ege'de 57. Tümenden kalanlarla birleşen gönüllüler, Aydın çarpışmalarında düşmana ağır kayıplar verdirmişler.

     Ege illeri arasında Muğla işgal sırasında en fazla şehit veren il olmuş. İç durumun karışıklığı, Yunanlılar ve işgal ettiği yörelerde ekonomik egemenlik kurma düşüncesine dayanan İtalyan politikasını Muğla halkı işgal süresince kurnazca değerlendirmiş, iki ateş arasında kalmaktan kurtulmuş. Anadolu'daki durumun kötüye gittiğini anlayan İtalya, 2. İnönü Zaferi kazanıldıktan sonra ülkesindeki iç siyasal dalgalanmalarını öne sürerek 5 Temmuz 1921'de Muğla'dan ayrılmış. Muğla özgürlüğüne böylece kavuşmuş.

Resim: Yağcılar Hanı'ndan Asar'a bakış


Resim: Cumhuriyet Meydanı


Muğla Kenti ve Muğla Büyükşehir Belediyesi Yönetimi

Topraklarının bir kısmı Akdeniz Bölgesi, bir kısmı Ege Bölgesi'nde olan Türkiye'nin güneybatısında bir kent. Kıyı ilçeleriyle, merkezi (Menteşe) arasında yaklaşık 670 m. yükselti farkı olan şehir. Güneş ve yağmurun birlikte dans ettiği, Rize'den sonra Türkiye'de en çok yağmur yağan ormanlar şehri. Hem Akdeniz iklimi, hem Akdeniz dağ ikliminin görüldüğü yer.

Yörük geleneğinin halen yaşatıldığı yaylalar şehri. Yabancı yerleşiklerin yeni yaşam alanı.

Muğla Sıtkı Koçman Üniversitesi: Devlet Üniversitesi. Muğla'ya hiç gelmemiş olanların, özel üniversite ve kampüsünü deniz kıyısında zannettiği şehir.

Organik tarım/hayvancılık ürünlerinin satıldığı, köylü pazarlarına sahip kent.

Kıyı uzunluğu en fazla olan kent. Tarihi, kültürel, bilim, çevre, sağlık, sosyal, ekonomik ve turizm özellikleri saymakla bitmeyen il…

Bu çalışma Muğla Büyükşehir Belediye yönetimi üzerine olmasına karşın, beklenenden farklıdır: Muğla Büyükşehir Belediyesi Yönetimine ilişkin görev ve yetkiler tek tek incelenmemiştir. Burada bir yandan okurlara genelde Muğla ve özelde Muğla Büyükşehir Belediyesi yönetimi tanıtılmış, bir yandan da Muğla Büyükşehir Belediyesi yöneticileri ve paydaşlarına ışık tutacak bazı bilgilere ve değerlendirmelere yer verilmeye çalışılmıştır.

Unutulamamalıdır ki Muğla ve diğer 13 şehir, büyükşehir statüsüne yeni geçmiştir. Değerlendirme
için henüz çok erkendir. 6360 sayılı yasa, Türkiye’de yerel yönetimler adına yeni bir süreci getirmiştir. Yasada çok yenidir. Bu yasa ile eski 16 büyükşehir de yeni bir uygulamanın içine girmiştir.  Sorunlar  ve aksaklıklar olacaktırve hatta günün koşullarında bu yasanın bazı maddelerinde değişiklik gereği doğabilir.

Bu anlamda Muğla Büyükşehir Belediyesinin yerel yönetim yapılanması ve uygulamaları, diğer 13
büyükşehir belediye yönetimiyle birlikte adeta pilot uygulamalar olacaktır. Süreç yasal, yönetimsel
yenilikleri ve değişiklikleri gündeme getirebilir.

Çalışmanın birinci bölümünde Muğla kentinin konumu ve tanıtımı çok kısa, tarihçesi geniş olarak
ele alınmıştır. Ardından Muğla'yı değerli kılan özellikleri birer başlık altında incelenmiştir. İkinci bölümde Muğla İli 2014 yılı yerel seçim sonuçları ile 6360 sayılı yasaya göre Muğla Büyükşehir Belediyesi yönetimini ilgilendirecek maddeler açıklanmıştır. Üçüncü bölümde Muğla Büyükşehir Belediyesi web sitesi incelenmiş ve bilgi, yorum ve değerlendirmelerde bulunulmuştur. Dördüncü bölümde ise sorunlar, beklentiler ve Muğla Büyükşehir Belediyesi yönetimi ilişkisi kurulmak istenmiştir. Bölüm sonunda ise konumuzla ilgili değerlendirmeler yer almıştır.

1. KENTİN TANITIMI, TARİHÇESİ VE DEĞERLERİ

Burada önce Muğla'nın konumu ve ardından tarihi geçmişi ele alınmıştır. Muğla'nın en önemli
özelliklerinden birisi birçok medeniyete sahne olması ve tarihi-kültürel-çevre değerlerinin hep ön planda bulunmasıdır.

1.1. MUĞLA: KONUMU ve TANITIMI

Muğla kenti, Türkiye'nin güneybatı ucunda yer alan, kuzeyinde Aydın, kuzeydoğusunda Denizli ve
Burdur, doğusunda Antalya ile komşu, güneyinde Akdeniz ve batısında ise Ege Denizi ile çevrilidir. Toplam uzunluğu 1100 km'yi aşan kıyıları ile, ülkemizin en uzun sahil şeridine sahip ilidir. İki büyük göl, Bafa Gölü ve Köyceğiz Gölü vardır. Önemli akarsuları, Çine Çayı (Yatağan'dan geçerken Yatağan Çayı), Eşen Çayı (Seki beldesinden geçerken Seki Çayı) ve Dalaman Çayı'dır.

Büyükşehir belediyesi statüsüne geçmeden önce Muğla'da, merkez ilçeye bağlı ve belediyesi bulunan 4 yerleşim merkezi (belde) bulunmaktaydı. Muğla Merkez'in ayrıca ikisi aynı adı taşıyan (Yenice) 49 köyü vardı. Kentin  iskelesi sayılabilecek olan  Akyaka Beldesi, Ula İlçesine bağlı ve Muğla'ya 23 km. uzaklıktadır

Cam ve seramik sanayinin hammaddesi sodyum feldspat, krom, mermer ve linyit bölgede yoğun olarak bulunur. 2 ulusal ve uluslararası havalimanı, 9 deniz hudut kapısı, 24 yat limanı ile duble ve gelişmiş karayolu ağı ile Muğla'ya 4 mevsim ulaşılabilir. Muğla deniz, kum, güneş ekseninde yoğunlaşmış turizm potansiyeli yanında, son yıllarda kültür turizmi, doğa turizmi, agro turizm ve termal turizm gibi alternatifmturizm olanaklarına da sahiptir.

İlin kentleşme oranı % 43.93, yıllık nüfus artış hızı % 5.18, nüfus yoğunluğu 66, toplam nüfusun işgücüne katılım oranı  % 56.8, toplam nüfusun istihdam oranı  % 50.9 (2010), okuma yazma % 95.14, yüksek okul/fakülte mezunu % 11.6, okul öncesi okullaşma oranı % 77.82, net göç hızı % 5.79
dur. Aydın % 2.77, Denizli % 2.58. s.4 Muğla nüfusu 851.145. Denizli ve Aydın’a göre şehirleşme oranının en düşük olduğu il Muğla (% 43.93). En kalabalık ilçesi Fethiye (195.419), Bodrum (136.317),  Milas (128.006)’tır. Göç alacağı beklentisi vardır. Göç aldığı kentlerin başında İstanbul gelmektedir.Aşağıda kentin tarihi geçmişine yönelik bilgilere yer verilmiştir.

1.2. MUĞLA’NIN TARİHÇESİ

Antik Karya bölgesinin en eski yerleşimlerinden biri olan Muğla, başlangıçta Anadolu'nun yerli
halkı Karyalılar, ardından kısmen Mısır, Asur ve İskit işgallerinin, zamanla da kıyılarda Helenistik
kolonizasyon hareketinin egemenliğinde kalmıştır.

Önce Medler, daha sonra Persler, Muğla'yı almışlar ve bölgeyi bir satrap aracılığıyla yönetmişlerdir. Karya isminin bölgeye M.Ö. 3400 yıllarında gelen kavimlere önderlik etmiş 'Kar' isimli bir komutandan geldiğine ilişkin tezler vardır. Kuzeyde Söke, Aydın, Nazilli üzerinden başlayıp, güneyde Dalaman çayının denize döküldüğü yerde biten Karya bölgesi, kuzeyinde Lidyalılar, güneyinde Likyalılar ve Anadolu içlerinde de Frigyalılar'ın hüküm sürdüğü bölgelere komşu
olmuştur. Knidos (Datça Yarımadası) ve Halikarnas (Bodrum) ile başlayan Helen kolonizasyonu ile zamanla Daldala (Dalaman), Stratonikeia (Yatağan Eskihisar), Nakrasa (Karakuyu), Akassos (Bozüyük) ve Fethiye çevresinde Telmessos, Xantos (Kınık), Patara (Minare) ve Tlos (Eşen) kentleri kurulmuştur.

M.S.395'te Roma İmparatorluğu'nun ikiye ayrılmasıyla da Karya, Bizans İmparatorluğu'nda kalmıştır. Muğla'da tarihi kalıntılar olarak 103 ören yeri vardır.

İslam hâkimiyetinden önceki medeniyetler tarafından Karya, İslam hâkimiyeti sonrasında da Menteşe ismini alan bölgenin merkezi konumundaki Muğla'nın, ismini nereden aldığı açık değildir. Evliya Çelebi, Seyahatnamesinde Muğla ismi konusunda şunları yazmıştır:

“Sene  (…) tarihinde büyük bir savaş olmuş ve Rum keferesinin elinden Menteşe Oğlu Darahikey
Veziri Muğlı Bey fethetmiştir. Muğlı Bey Mahan memleketinde Hz. Muhammed  (SAV)’i rüyasında görüp daha sonra ulemanın huzurunda İslamiyeti kabul etmiştir. Muğla Kalesi'ni fethettikten sonra ise bu şehrin ismi Muğla diye anılmaya başlanmıştır. Farsça'da Muğ kafir anlamına gelmektedir. Muğlı Bey Müslüman olduktan sonra birçok hizmetler yapmış ve birçok gazaya  katılmıştır.”

Evliya Çelebi, Muğla isminin kaynağını bu şekilde yazsa da, bu bilgiler doğrulanamamıştır. Büyük olasılıkla Muğla ismi, antik çağdaki ismi olan Moballa'nın bozulmasıyla ortaya çıkmıştır. Mobolla ismi daha sonraki Türk hâkimiyeti sırasında Mogola olsa da 307 (m. 1889) Aydın Vilayeti salnamesinde ise Mobella olarak belirtilmektedir.

Muğla'da ilk yerleşimlerin ne zaman başladığı hakkında önemli bir bilgi yoktur. Fakat kentin eskiden İç Karya olarak adlandırılan bölgede yer aldığı bilinmektedir. Karya’nın M.Ö.2000'de Hititlerce de bilinen bir medeniyet olduğu göz önüne alınırsa, Muğla'da yerleşimin bu tarihlere kadar geriye gittiği söylenebilir. Bazı kaynaklarda da bu bölgeye ilk yerleşenlerin Hititler olduğu yazılıdır.

Sırasıyla Frig, Lidya, Pers, Makedon, Bergama Krallığı ve Roma hâkimiyetini yaşayan kent, Menteşe Bey tarafından 1284'de alınmasıyla ilk defa Türk hâkimiyetine girmiştir. Yıldırım  Beyazıd tarafından 1391'de Osmanlı hâkimiyetine giren Muğla'daki bu ilk Osmanlı hâkimiyeti geçici olmuş, 1402'de Timur’un hâkimiyetine geçmiş ve 1425’te II. Murat devrinde Osmanlı devletine bağlanmıştır. Menteşe  Beyliğinde bölgenin yönetim merkezi Milas iken, Osmanlı devletinde yeni sancağın yönetim merkezi Muğla’dır.

1. Dünya Savaşı'ndan yenik çıkan Osmanlı imparatorluğu toprakları İtilaf Devletleri tarafından
paylaşılınca, Muğla 11 Mayıs 1919’da İtalya tarafından işgal edilmiştir. Anadolu’nun işgali sırasında
Muğla'da Kocahan Mitingi düzenlenmiş ve tüm Anadolu şehirleri gibi Muğla’nın da bu işgallere direneceği ilan edilmiştir. Kentte Vatan Müdafaa Cemiyeti, Serdengeçtiler Müfrezesi, Muğla Kuva -yi Milliyesi gibi direniş komiteleri kurulmuştur. 1920’de Ankara’da açılan 1. Dönem Meclisine 6 milletvekili gönderen kent, İtalyanların kentte fazla etkin olmamasından yararlanarak, Menderes boyunca başlayan Yunan işgaline karşı kurulan direniş faaliyetlerine katılmıştır. Ege’de  57.tümenden kalanlarla birleşen gönüllüler, Aydın çarpışmalarında düşmana ağır kayıplar verdirmiştir. Ege illeri arasında Muğla, işgal sırasında en fazla şehit veren ildir. İç durumun karışıklığı, Yunanlılar ve işgal ettiği yörelerde ekonomik egemenlik kurma düşüncesine dayanan İtalyan politikasını Muğla halkı, işgal süresince iyi değerlendirmiş, iki ateş arasında kalmaktan kurtulmuştur. Anadolu'daki durumun kötüye gittiğini anlayan İtalya, bizim 2. İnönü Zaferi'nden sonra, ülkesindeki iç siyasal dalgalanmalarını öne sürerek 5  Temmuz 1921’de Muğla'dan ayrılmıştır.

Ticari yönü ile bakılırsa, 1936-1939 yılları arasında Muğla Valiliği yapan Recai Güreli döneminde yeni yollar yapılana kadar, şehri dış dünyaya bağlayan tek unsur, İzmir-Aydın-Çine, Tavas-Denizli güzergahı iken, bu güzergahı kullanan kervan yolu Muğla’dan geçiyordu. Deve kervanları bugünkü Sekibaşı Sokağından kente girer ve bu yolu takip ederek merkeze varıp, Yağcılar Hanı ve Kocahan’da  konaklarlardı.  Kervanlar Saburhane  semtinden  şehri  terk  ederek,  “Yılanlı  Dağı  Yolu”  üzerinden  Tavas’a  ulaşır  ve  Denizli’ye geçerlerdi. Yağcılar Hanı, Balcıoğlu Hanı, Konakaltı Hanı ve şu anda ayakta olma yan Kocahan en hareketli mekânlardı.

Arasta’da çeşitli mesleklerin loncaları vardı. “Demirciler Arastası”, “Bakırcılar Arastası”. Arastanın
kuzeyinde yer alan Tabakhane kentte önemli ticaret merkeziydi. Burada işlenen deriler, kervancıların ilgisini
çekerdi. Kervancılar için el tezgâhlarında  dokunan bezler, kereste ve kireç önemliydi. Bunlar karşılığında,
Muğla’da yeterli oranda ekilmeyen buğday, tarım ürünleri ve kumaş alınırdı. Bu bölge 1980’lerden itibaren
toplum yaşayışının çeşitli nedenlerle değişmesi, kent merkezinin güneye doğru kayması, eski ustaların yerini
alacak  yeni  ustaların  yetişmeyişi  gibi  nedenlerle  eski  önemini  kaybetmişti.  Fakat  son  yıllarda  Muğla
Belediyesinin başlattığı Restorasyon Projesi ile Arasta eski günlerine dönmektedir.
5
5
http://www.yenisehrim.com/sanaltur/mugla/muglabelediyesi/tr(ET.6.5.2014)
140
1.3. MUĞLA’NIN BAZI DEĞERLERİ
Bu  başlık  altında  geleneksel  Muğla  evleri,  tarım  ve  hayvancılık,  iklimi,  Özel  Çevre  Koruma
Bölgeleri(ÖÇKB), ulaşım imkânları, madenleri ve enerji kaynakları ile MuğlaSıtkı Koçman Üniversitesi
üzerine bilgiler verilmiş, görüşler belirtilmiştir.
1.3.1. GELENEKSEL MUĞLA EVLERİ
Muğla evleri; tasarımları, ahşap işçilikleri, tavan işlemeleri ve şehrin sembolü haline gelmiş bacaları
ile  Türk  geleneksel  mimarisinde  özgün  bir  modeldir6.  Genelde  iyi  korunmuştur.  Geleneksel  mimariden
doğrudan esinlenmiş yeni yapıların da, Muğla bölgesinde, halen diğerbölgelerimize kıyasla daha fazla inşa
edildiği söylenebilir. Bunda kentin yüksek eğitim ve yerel şuur düzeyi ileyörenin turistik bir bölge olmasının
etkileri  vardır.  Kent  merkezinde  Hisar  Dağı  eteklerine  doğru  yoğunlaşan  eski  Muğla  evleri,  Karabağlar
Yaylası’ndaki Karabağlar Mahallesi ve Yılanlı Dağı yamacındaki Düğerek Mahallesi evleri önemlidir.
Resim 1: Muğla Evi
7
Resim 2: Muğla Evi
‘Hayat’   olarak adlandırılan açık ön sofalar,  kuzulu kapı  denen  avlu girişleri, ocaklar, bacalar, uzun
ve  geniş  saçaklar,  tavan  süslemeleri,  ahşap  süslemeli  verandalar,  duvarlara  gömülmüş  dolap  biçimli
banyolar,  Muğla  evlerinin  tipik  özellikleridir.  Büyük  çoğunluğu  avlulu  ve  iki  katlıdır.  Bazılarında  hayat
bölümü  sonradan  kapatılmıştır.  Yakın  devirde  inşa  edilen  evlerde ise,  'hayat'  doğrudan  kapalı  olarak
yapılmaktadır. Genel özellikleri, bütün Türk evlerinde olduğu gibi, aile mahremiyetinin bir ürünü olarak içe
dönük olmalarıdır. Zemin katlarında sokağa penceresi olan ev, yok denecek kadar azdır. Buna karşılık avluya
6
Bu bölüm aksi belirtilmedikçe; http://www.muglakulturturizm.gov.tr/TR,73701/genel-bilgiler.html adresinden derlenmiştir.
7
http://www.muglakulturturizm.gov.tr/TR,73701/genel-bilgiler.html(ET.6.5.2014)
141
bakan pencerelerin çokluğu dikkat çeker ve açık, yarı açık yaşam mekânları, geniş saçaklarla zenginleştirilir.
Bu  nedenle,  ön  cephe  özelliği  avlu  tarafından  ortaya  çıktığından,  manzara  ve  güneş  hâkimiyetini de
dengelemek üzere, evler parsellerin yukarı köşelerine ve kuzeye sağır, güneye açık olarak yerleşirler. Plan
tipleri, 'hayat' ile bunun etrafında yer alan odaların bulundukları konuma ve üst kata çıkan merdivenin yerine
göre değişiklikler gösterir. Parsellerin biçimi ve komşu binaların konumu da planların oluşumunda etkilidir.
Ancak, merdivenlerini, sofa içindeki yerlere göre ortadan ve yandan merdivenli tipler olarak sınıflayabiliriz.
Ortadan merdivenlerde, üst kata çıkış binayı simetrik olarak ikiye ayırdığı gibi, farklı şekillerde de
bölebilir. Ancak her iki durumda da yaygın olan uygulama, merdivenin geriye doğru sokulan bir orta sofadan
çıkması ve binanın arka duvarına yaslanmış olmasıdır. Merdiven ahşaptır. Altı depo olarak kullanılır. Her iki
yanında simetri hâkimse, birer veya ikişer oda yer alır. 'Hayat'a odalara girişte 45 dereceli kırılmalar bulunur.
'Hayat' avlu cepheleri boyunca uzandığı gibi, sadece merdivenin  açıldığı ve oda girişlerinin bulunduğu orta
kısımda da yer alabilir. Ortadan çıkan  merdivenin yapı kütlesine simetrik olarak ayırmadığı durumlardaise,
'hayat'ın bir tarafında odalar yer almakta, diğer tarafında ise yarı açık bir mekân bulunmaktadır. Sokaktan
evlere  kuzulu  kapılardan  girilir.  Bu  kapı  geniş  iki  kanadı  olan  ve  bunlardan  girişe  göre  sağ  taraftakinin
içinden ikinci bir küçük kapı açılan, 2.30 m.  yükseklikteki avlu duvarının yüksekliği ile orantılı, çoğunun
üzerinde küçük iki tarafa meyilli, kiremit örtülü, ahşap çatısı bulunan kapılardır. Avlular, yılın yedi sekiz ayı
boyunca  yaşanılan,  evin  kapalı  mekânları  ve  'hayat'larıyla  kullanım  bütünlüğü  içinde  olan,  kayrak  taşı  ile
kaplı, birçoğu havuzlu iç bahçeler şeklindedir.  Duvarlara yakın yerlerde ağaçlar yer alır. Evin bir duvarına
bitişik  olarak  veya  yarım  bir  konumda  tek  katlı  müştemilat  bulunur.  Müştemilat  içinde  evin  asıl  mutfağı,
ocağı, kileri ve bazen de banyo yer alır. Ayrıca, temiz su havzaları da bu binanın içi veya dışındadır.
Muğla  evlerini,  temel  olarak  ikiye  ayırmak  mümkündür.  Türk Evleri:  Özellikle  Hisar  Dağı
eteklerine doğru yayılmış olan bu evler, kentsel silueti kırmızı kiremit çatı, beyaz duvar ve üzerlerinden taşan
yeşil ağaçlar üçlüsü ile oluşan armonisi içinde, geleneksel dokudur.  Rum Evleri:  Kentte Rum tüccarlarının
yerleşmeye başlaması ile Rum aileler Konakaltı ve Saburhane mevkilerine yerleşerek kendi kültürlerinegöre
biçimlenen taş evleri inşa etmiştir. Bu evleri Türk  evlerinden ayıran özellikleri içe kapanmış olmaları, avlu
yerine sokakla bütünleşen bir cephe ve kütle nizamı göstermeleri ve kesme taş yapı olmalarıdır. Eski şehrin
ticaret ve zenaat merkezi Arasta mevkiinde, 1895'de Rum Filivari Usta'nın elinden çıkmış saat kulesi de Rum
nüfusun  Muğla'ya  yadigârlarındandır. Kentte  halen  yaşları  100  ila  300  arasında  değişen  400  yapı  koruma
altındadır ve  kapsamlı  bir  restorasyon  girişimi  başlatılmıştır.  En  tanınmış  yemeklerin  başında  Muğla'nın
kendine özgü tarhanası gelir.  Tarhana yazın yapılır ve pencere önlerine, dam ve avlulara serilip kurutulur.
Zeytin ve kurutulmuş biber de Muğla'da artık bir kültürdür. Özellikle sofralık zeytin Karya döneminden beri
önemini korur. Muğla Merkez'in kendine özgü yemekleri de vardır. Keşkeközellikle düğün yemeğidir.
Aşağıda kentin tarım ve hayvancılık potansiyeli incelenmiştir.
1.3.2. TARIM ve HAYVANCILIK
Tarıma  elverişli  toprakları,  zengin  su  kaynakları  ve  bölgeye  hâkim  Akdeniz  iklimi,  Muğla’da  her
türlü bitkisel üretimin yapılmasına elverişlidir. Muğla yıllık ortalama 250 000 ton narenciye, 50 000 ton nar,
200 000 ton zeytin, 300 000 ton süt, 500 000 ton domates, 10 000  tondan fazla bal üretilebilir.  Türkiye’de
kültür  balıkçılığı  üretiminin  %39’u  Muğla’da  yapılır  ve  üretimin  büyük  çoğunluğu  ihraç  edilir. Akdeniz
ikliminin karakteristik bitkisi zeytin de Muğla’da geniş biralanda üretilir.  2010 yılı üretim miktarı 200 000
tonu  aşan  zeytin  ve  üretilen  zeytinyağı  Muğla’da  bu  konuda  büyük  bir  yatırım  için  uygundur.  Böyle  bir
kapasite ulusal ve uluslararası düzeyde bir markaya sahip olabilir. Kent, gerek su kaynakları gerekse zengin
tür çeşitliliği sayesinde su ürünleri yetiştiriciliği bakımından yüksek bir potansiyele sahiptir. Muğla’nın tarım
ve hayvancılık sektörü toplam ihracatında su ürünlerinin payı yüksektir, çam balı ve balmumu üretiminde
Türkiye’de liderdir.
8
8
http://geka.org.tr/yukleme/dosya/26dece8ad3a960aa65c33c3d717fc57d.pdf(ET.6.5.2014)
142
1.3.3. İKLİMİ
Muğla  ili  Akdeniz  iklimi  etkisindedir.  Muğla  ilinin  içinde  bulunduğu  Menteşe  Yöresi’nde  dağlar
denize paraleldir. 800 m. yüksekliğe kadar olan alanlarda “Asıl Akdeniz İklimi” ve daha yüksek alanlarda
“Akdeniz Dağ İklimi” hissedilir. Maksimum-minimum sıcaklık değerleri, nemlilik, yağış miktarı ve  hakim
rüzgar yönleri yerel coğrafi koşullara göre değişmektedir. Metrekareye 1000 mm’den fazla yağış alan Muğla,
orman  oranı  bakımından  Türkiye'nin  en  zengin  olan  illerinden  bir  tanesidir.  Ne  var  ki  yağışların  büyük
çoğunluğu  kış  mevsiminde  düşer  ve  yaz  kuraklığı  belirgindir.  Dağların  denize  paralel  uzanmasının  ve
yükseltinin bu yörede Ege Bölgesi'nin genelinin aksine daha fazla olmasının diğer bir sonucu olarak ulaşım
doğu-batı yönünde zorlaşır ve nüfus seyrekleşir.
9
Aşağıda ise kentte, yaklaşık 25 yıldır özel çevre koruma bölgeleri olarak yönetilen yöreleri tanıtılmaktadır.
1.3.4. ÖZEL ÇEVRE KORUMA BÖLGELERİ
Türkiye’de  ilk  ÖÇKB’leri  Muğla’da  oluşturulmuştur.  İl  genelinde  geniş  bir  alanda  1989’lardan
bugüne özel çevre koruma bölgeleri yönetimi  bulunmaktadır  (Yıldız, 1996).  Özel Çevre Koruma Kurumu
Başkanlığı,  il çevre müdürlükleriyle Muğla Büyükşehir Belediyesinin özellikle planlama konusunda görev
ve  yetki  karmaşası  yaşanmadan,  eşgüdüm  içinde  çalışması  çok  önemlidir.  Büyükşehir  belediyesi
yönetiminde,  özel  çevre  koruma  kurumu  kararları  üst  ve  ayrı  bir öneme  sahip  bulunduğundan,  ilçelerin
bazıları burada ÖÇKB. özellikleriyle de anlatılmıştır.
ÖÇKB’nin  İl  Durum  Raporunda  misyonu,  “Dünya  ve  ülke  ölçeğinde  doğal,  tarihi  ve  kültürel
değerlere  sahip  ancak  kentleşme,  turizm,  tarım  ve  sanayi  gibi  kullanımların  baskısı  altındaki  bölgelerde,
bütünleşik  alan  yönetimi  yaklaşımıyla,  ulusal  ve  uluslararası  kuruluşlarla  işbirliği  içerisinde,  çok  yönlü
bakış açısıyla sektörler arası eşgüdümü sağlayarak, biyolojik çeşitliliğin korunması, doğal tarihi ve kültürel
değerlerin sürdürülebilirliğini koruyarak, insanlarımızın sağlıklı vetemiz bir çevrede yaşaması için hizmet
vermektir.” şeklinde belirtilmiştir
10
.
Bern  Sözleşmesi  olarak  bilinen  Akdeniz’de  Yaban  Hayatını  ve Habitatlarını  Korunması
Sözleşmesiyle,  nesli  tehdit  ve  tehlike  altında  olan  türlerin  korunması  taahhüt  edilmiş  ve  bu  türler  ve
habitatların korunması “Barselona Sözleşmesi ile koruma altına alınmıştır. Bu sözleşmede ek protokollerden
birisi,  Akdeniz’de  Özel  Koruma  Alanları  Kurulması  Protokolü’dür.  Bu sözleşmelerle  1989’da  383  sayılı
KHK ile ÖÇKK Başkanlığı kurulmuştur. ÖÇKB’leri 2872 sayılı Çevre Kanunu’nun 9.maddesi ve ülkemizin
taraf  olduğu  “Akdeniz’de  Özel  Koruma  Alanlarına  İlişkin  Protokole  göre  BK.  tarafından  ilan  edilmiştir.
Ülkemizde  12  adet  ÖÇKB  bulunmakta  olup,  Gökova,  Köyceğiz-Dalyan,  Fethiye-Göcek,  Patara,  Kaş-Kekova, Göksu Deltası, Belek, Foça, Datça-Bozburun, Pamukkale, Gölbaşı, Ihlara Vadisi, Tuz Gölü(2007),
Uzungöl (2004) şeklinde isimleri belirtilebilir.
Bu kurum koruma kararları ve arazi kullanma kararlarının yer aldığı çevre düzeni planları, bilimsel
araştırma  yönetim  planları  ve  izleme  sonuçlarına  göre  20  yıllık  dönemdeki  gelişmeleri  değerlendirir  ve
yönlendirir. Bu amaçla 1/25 000 ölçekli çevre düzeni planı kararları doğrultusunda 1/5000 ölçekli uygulama
imar  planları  hazırlanmış  ve  onaylanmıştır.  Planların  uygulanması  yönetişim  örneğidir.  3194  sayılı  İmar
Kanunu hükümlerine göre Belediye ve mücavir alan sınırları içinde Belediye, bu alanlar dışında Valiliklerin
yetki  ve  sorumluğundadır.  Ancak  ÖÇKB  Kurum  Başkanının,  imar  uygulamalarının  onaylanan  planlara
uygun olup olmadığının tespit edilmesi halinde gerekli işlemlerin yapılması için ilgili mercilere bildirme ve
görevin  yerine  getirilmemesi  halinde  de  imar  mevzuatına  göre yasal  işlem  başlatmak  gibi  sorumluluğu
bulunmaktadır.
Muğla  ilinde  ÖÇKB’ndeki  nüfus  dağılımı  %19’dur.  En  büyüğü  %10  ile  Fethiye-Göcek’tir.  Alan
dağılımı %20.6 olup, en büyüğü %8.9 ile Datça-Bozburun’dur. Kurum Muğla’da araştırma izleme koruma
faaliyetleri,  planlama  ve  proje  hizmetleri,  atık  yönetimi,  su  temin  işleri  ve  hizmetleri,  çevre  tazmini  gibi
çalışmalarını sürdürmektedir. İşbirliği yapılan kuruluşlar ise yerel yönetimler, üniversiteler, STK’lar, Tarım
9
http://www.muglakulturturizm.gov.tr/TR,73701/genel-bilgiler.html(ET.6.5.2014)
10
Aksi belirtilmedikçe bu bölüm için bkz.; “Çevre ve Orman Bak. OCKBBaşkanlığı İl Durum Raporu”,
http://www2.ormansu.gov.tr/COB/Files/durum_rapor/ockkb/oc(ET.6.5.2014)
143
ve Hayvancılık Bak., Çevre ve Şehircilik Bakanlığı, Orman ve Su İşleri Bakanlığı, Dünya Bankası, Kültür ve
Turizm Bakanlığı ile özel sektördür.
Datça  ÖÇKB:  Datça  Yarımadasında  tarihi,  doğal,  arkeolojik,  kentsel  vb.  açılardan  korunması
gereken  sit  alanları  yer  almakta  ve  bölge  Ege  ve  Akdeniz’i  birleştiren  bir  konumda  bulunmaktadır.  Yat
turizmi  açısından  önemlidir.  Datça  Yarımadasının  güney  kısmında yer  alan  Gebekum  kumul  alanı,  bitki
örtüsü ile birlikte hassas bir alanı oluşturur. Bölgedeki diğerkumul alanlar da hassastır. Kızılçam bölgedeki
zengin  orman  varlığında  baskın  tür  olup,  sandal  ağacı  korulukları sınırlı  yayılış  alanına  sahiptir.  Ayrıca
Datça hurması ve endemik sığla ağacı bulunmaktadır. Yüksek peyzaj değerine sahip olan yöre, arkeolojik ve
kültürel değerleriyle de çok önemlidir.
Fethiye-Göcek  ÖÇKB:  Kıyı  boyunca  küçük  koylar  ve  körfezler  vardır.  Bunun  en  özgün  örneği
Göcek Koyu’dur. Belceğiz Koyundaki Ölüdeniz Lagünü sakin bir görünümdedir. Turunç Pınarı, Kalemya
Koyu, Samanlı ve Boncuklu Koyları önemlidir. Bölgedeki bitki örtüsü makiler ve yüksek yerlerde konifer
ormanlarıdır.  Taban  suyu  yüksek  olan  dere  içleri  ve  deltalarda  endemik  tür  olan  günlük  ağacı  ormanları
vardır. Akdeniz havzası içinde 5 türle temsil edilen deniz kaplumbağalarından 3 tür Caretta Caretta, Chelenia
Mydias,  Dermochelys  Cariacea  ülkemiz  sularında  tespit  edilmiştir.  Caretta  Caretta  ve  Chelenia  Mydiasın
üreme alanlarından bir tanesi de Fethiye kumsalıdır. 1988’de Barselona Sözleşmesi gereğince ÖÇKB ilan
edilen bölge aynı zamanda sit alanıdır.
Gökova  ÖÇKB:  Flora  ve  faunasıyla  ekolojik  yönden  öneme  sahip  bir  bölgedir.  Kızılçam,  günlük
ormanları  büyük  değere  sahiptir.  Karaçam,  fıstık,  sedir,  ardıç,  meşe,  sandal,  piren,  akçakesme,  defne,
çitlembik,  keçiboynuzu  gibi  ağaçlar  ve  ağaççıklar  da  vardır.  Gökova  kıyılarında  özellikle  azmaklarda  su
samuru bulunmaktadır. Boncuk Koyu, kum köpekbalığının Akdeniz’deki tek yumurtlamaalanıdır.
Köyceğiz-Dalyan ÖÇKB: Bölge 461.46 km2’dir. 17 adet yerleşim yeri vardır. Bölgenin önemi, sucul
ekosistem yapısına dayanmakta ve hidrobiyolojik açıdan bütün sucul habitat tiplerini içermektedir. Köyceğiz
Gölünün  Dalyan  ağzıyla  denize  açıldığı  alanın  doğusunda  yer  alan  İztuzu  Kumsalı  ve  batısında  yer  alan
Dalyan  Kumsalı  Caretta  Carettaların  Akdeniz’deki  en  önemli  üreme  alanlarındandır.   Dalyan  çevresi  ve
kanalları  geniş  sazlıklarla  kaplıdır.  Kanallarda  nesli  tehlikede  olan  yumuşak  kabuklu  Nil  Kaplumbağası
(Trionyx  triunguis)  yaşamaktadır.  Zengin  balık  türlerinin  yanında  Mavi  Yengeç  (Callinectes  sapidus)  de
bulunur. Köyceğiz-Dalyan sulak alan kompleksi kuş yaşam alanı olarak 18 kuş türünü barındırmaktadır.
Patara  ÖÇKB  (Muğla  Bölümü):  Bölge  tarihi  ve  kültürel eserlere,  eşsiz  doğal  zenginliğe  sahiptir.
Türkiye’nin  Akdeniz  kıyı  sahillerinde  deniz  kaplumbağalarının  17  yumurtlama  ve  üreme  sahasından  biri
olan Patara Kumsalı, birinci derecede önemli yumurtlama ve üreme alanı olarak korumaaltındadır. Hareketli
kum  tepelerinin  bir  kısmında  bulunan  tuzcul  bitkilerin  korunması  ve  rüzgar  erozyonunun  önlenmesi  için
çalışmalar yapılmaktadır. Bölgede Akdeniz’e özgü “garig” adı  verilen makiler yaygındır. Kıyı bölgelerinde
alçaklarda defne, akçakesme ile incir ve kokuca ağaçlarıvardır. Kekik, nane, lavanta gibi tıbbi ve aromatik
bitkiler  ile  çok  sayıda  soğanlı  bitkilerce  zengindir.  Gerek  arkeolojik  değerleri  gerekse  doğal  özellikleriyle
bölge antik çağlardan günümüze kadar önemini korumuştur.
1.3.5. ULAŞIM İMKANLARI
İlin  önemli  limanları,  Bodrum,  Marmaris,  Fethiye  ve  Güllük’tedir.  Ayrıca  Bodrum-Milas  ve
Dalaman Havaalanları bulunmaktadır
11
.  Muğla’da 2.1 km uzunluğunda kent içi bisiklet yolu bulunmaktadır.
Bin kişi başına düşen özel otomobil sayısı Aydın, Denizli ve Muğla’da Türkiye ortalamasının üzerindedir ve
gelecekte  artış  göstereceği  tahmin  edilmektedir.  Toplu  taşıma  kullanımının  yaygınlaştırılması  amacıyla
Aydın, Denizli ve Muğla’da seyahat süresi, gecikme, ortalamahız, trafik sıkışıklığı gibi kriterler göz önüne
alınarak,  mevcut  güzergâhların  performanslarının  belirlenmesi  ve  buna  göre  yeni  düzenlemelerin
yapılmasına  ihtiyaç  vardır.  Mevcut  araç  parkının  çevreye  duyarlı  hale  getirilmesi,  ulaşımda  verimliliği  ve
konforu artıracaktır(GEKA, 2013).
11
http://www.muglakulturturizm.gov.tr/TR,73701/genel-bilgiler.html (ET.6.5.2014)
144
1.3.6. MADENLERİ ve ENERJİ KAYNAKLARI
İlde Yatağan, Yeniköy ve Kemerköy Termik Santralleri işletilmektedir. Yatağan linyit rezervleri ve
Fethiye krom yatakları açısından çok zengindir. Önemli bir mermercilik merkezidir. Bu enerji ve madencilik
üretim  tesisleri  dışında,  sanayiye  dönük  büyük  girişimler  bulunmamaktadır.  Ekonomisi  turizm  ve  tarıma
dayalıdır. Ayrıca Dalaman ilçesinde Mopak (Seka) Kağıt Fabrikası bulunmaktadır
12
.
Muğla yıllık 3043 saat güneşlenme süresi, 1621 kW/m2 küresel radyasyon değeriyle,  güneş enerjisi
santrali  yatırımcıları için önemli bir potansiyele sahiptir. Belirlenen 20 mW’lık  kapasite, 7 trafo merkezi,
küçük çaplı güneş enerjisinden elektrik elde etmeye yönelik pilot uygulamaların başarılı olması ve belirlenen
trafo  merkezlerinin  10-15  km  çapında  uygun  arazilerin  bulunması  Muğla’yı  yatırımcılar  için  cazip
kılmaktadır. Ayrıca rüzgar enerjisinde Muğla’nın 50 m de 300-600 W/m2 rüzgardaki güç kapasitesi 5170.82
MW’tır.  Rüzgar  enerjisi  santralleri  için  uygun  görülen  toplam  alan  ise  1034.14  km2’dir.  Türkiye’nin  en
büyük rüzgâr enerjisi santrallerinden biri olan DARES de buradadır
13
.
Bu bağlamda kent yenilenebilir enerji kaynaklarından güneş ve rüzgâr enerjisi açısından çok önemli
bir bölgededir. Kentte  halen  aktif  olan  yenilenemez  enerji  kaynakları  işletmeciliği  yerine,  yakın  gelecekte
güneş  ve  rüzgar  enerjisi  işletmeciliğine  geçilmesi,  flora,  fauna  ve  endemik  bitkiler/hayvanlar  başta  ol mak
üzere, doğal ortamlarının korunması açısından da önemlidir. Bu konuda  Büyükşehir belediyesi yönetiminin
son teknolojik gelişmeleri takip etmek; güneş ve rüzgar enerjisine sıcak bakmak şeklinde  duyarlılık içinde
olduklarıbilinmektedir.
1.3.7. MUĞLA SITKI KOÇMAN ÜNİVERSİTESİ
Muğla’da  1975’te  Ankara  İktisadi  ve  Ticari  İlimler  Akademisine  bağlı  olarak  Muğla  İşletmecilik
Yüksekokulu kurulmuştur. Bu okul 1982 yılında DEÜ’ne bağlanmıştır. 1989’da MuğlaMeslek Yüksekokulu
kurulmuştur.  Muğla  Üniversitesi  ise  3.7.1992’de  3837  sayılı  kanun  ile  kurulmuş,  10.11.1992  de  kurucu
rektörün  atanması  ile  tüzel  kişiliğine  kavuşmuştur  (Muğla  Üni.,  2011).  2013  yılında  çok  istenildiği  gibi
Muğla Sıtkı Koçman Üniversitesi ismini almıştır.
1999  sonrasında,  iş  adamı  Sıtkı  Davut  Koçman’ın,  Üniversiteyi  kelimenin  tam  anlamıyla
kanatlarının  altına  almasını  takiben  göz  kamaştırıcı  bir  hızla  gelişmiştir.  Yakın  geçmişte  vefat  eden  Sıtkı
Davut  Koçman ve kurucu rektör Ethem Ruhi Fiğlalı’nın(1992-2002) yönetiminde, evvelce 30.000 nüfuslu
küçük  ve  hareketsiz  bir  il  merkezinden  ibaret  olan  şehir,  20.000’i  aşkın  öğrencinin  oluşturduğu  yeni  bir
topluluğun  yerleşmesiyle  hareketlenmiştir.  Muğla  Üniversitesi  her  yıl  açılan  yeni  fakülteleri  ile  daha  da
büyük  bir  öğrenci  kitlesine  hitap  edebilir  hale  gelmiştir  ve  bu  da  Muğla'nın  Muğla  Ovası  boyunca
yayılmasını  ve  büyümesini  sağlamıştır.  Muğla  ili çok  büyük  olmadığından  öğrenciler  kiralar  ve  ev  bulma
konularında  sorun  yaşamıştır.  Muğla  kültürel  faaliyet  açısından  zengin  ve  öğrencilerin  faaliyetleriyle
zenginleşen bir şehirdir. Muğla Üniversitesi, Belgesel Sinemacılar Birliğinin sözlü tarih çalışmaları, Muğla
Sanatseverler Derneği, Duvar  Sahnesi Sanat Topluluğu ve Muğla Üniversitesi Tiyatro Topluluğu gibi birçok
grup ve topluluklar şehirdeki kültür potansiyelini arttırmaktadır
14
.
Kısa süre öncesine kadar Kötekli  bir köy (sonra  mahalle) iken, son yıllarda adeta bir öğrenci şehri
niteliğine  ulaşmıştır.  Kötekli’de  gençlerin  çağdaş  koşullarda  barınma  ve  sosyo-kültürel  ihtiyaçları  büyük
oranda  karşılanmıştır.  Ayrıca  Kötekli  ve  çevresinde  devlet/özel  yurtları  ile  alışveriş  merkezleri,  bankalar,
otobüs  firmaları,  cafeler,  residorm  ve  apartlar  vb.  de  artmıştır.  Üniversite  kente  hareketlilik  getirmiştir.
Kentin tanıtımında önemlidir. Merkez ve ilçelerdeki fakülte/yüksekokullar, çevresindeki esnaf ve küçük ve
orta ölçekli sanayiciler açısından önemli bir ekonomik katma  değer oluşturmaktadır. Kentleşmenin artması
ve konut sektörünün önem kazanmasında özellikle üniversite personeli ve öğrenciler hızlandıran faktördür.
12
http://www.muglakulturturizm.gov.tr/TR,73701/genel-bilgiler.html(ET.6.5.2014)
13
http://geka.org.tr/yukleme/dosya/26dece8ad3a960aa65c33c3d717fc57d.pdf(ET.6.5.2014)
14
“Menteşe, Muğla”, tr.wikipedia.org/wiki/Menteşe,_Muğla,(ET.6.5.2014)
145
2.  2014 YEREL SEÇİM SONUÇLARI VE  6360  SAYILI YASAYA GÖRE MUĞLA BÜYÜKŞEHİR
BELEDİYESİ YÖNETİMİ
İkinci bölüm 2 başlık altında hazırlanmıştır. Önce Muğla kentinde  2014 yerel seçim sonuçlarına ilişkin
bilgiler sunulmuştur.
2.1. MUĞLA’DA 2014 YEREL SEÇİM SONUÇLARI
1982 Anayasasının 127.maddesine göre mahalli idareler, il, belediye veya köy halkının mahalli müşterek
ihtiyaçlarını  karşılamak  üzere  kurulmuş,  esasları  kanunla  belirtilen  ve  karar  organları,  yine  kanunda
gösterilen  seçmenler  tarafından  seçilerek  oluşturulan  kamu  tüzel  kişilikleridir.  Mahalli  idarelerin  karar
organları  beş  yılda  bir  seçimle  belirlenir.  Mahalli  idarelerin  organlarını  oluşturan  il  genel  meclisi  üyeleri,
belediye başkanı ve belediye meclisi üyeleri, köy ve mahalle muhtarları ile ihtiyar meclisi ve heyeti üyeleri
beş yılda bir 1984 tarihli 2972 sayılı Mahalli İdareler ileMahalle Muhtarlıkları ve İhtiyar Heyetleri Seçimi
Hakkında Kanuna göre seçilir (Mutluer ve Öner, 2009: 101-102).
2004 ve 2005 yıllarında yeni belediye, büyükşehir belediyeleri, il özel idareleri ve mahalli idare birlikleri
kanunları  yürürlüğe  girmiştir.   Köy  Kanunu  ise  tasarı  olarak  geçmişte  üzerinde  çalışılmışsa  da  reforme
edilememiştir. 2012 yılı sonunda ise büyükşehir belediye yönetimleri konusunda yeni bir kanuni düzenleme
gerçekleştirilmiştir.  Muğla  ili,  bu  süreçte  yerel  yönetimler  açısından  büyükşehir  belediyesi  statüsüne
kavuşturulmuştur.
2009 yılı Muğla İli yerel seçim sonuçlarına göre, CHP %46, MHP %24.23, Ak Parti %20.35, DP %4,92,
DSP %2.5, DTP %%1,02, SP %60,49, TKP %0,34, BTP %0,14 oranında oy almış olduğu görülmektedir
15
.
2014 yılı yerel seçimler sonucuna göre Muğla Büyükşehir Belediye  Başkanlığı için, CHP %49.12, Ak
Parti  %29,  MHP  %18,  HDP  %1,6,  DYP  %0,9,  BDP  %0,5,  SP  %0,4,  MP  %0,2,  BTP  %0,1  oy  almıştır.
272.646  geçerli  oy  bulunmaktadır.  Bodrum’da  CHP’den  Mehmet  Kocadon  %51,  Dalaman’da  CHP’den
Muhammet  Şaşmaz  %33,  Datça’da  CHP’den  Şener  Tokcan  %46,  Fethiye’de  DP’den  Behçet  Saatçi  %33,
Kavaklıdere’de  Ak  Parti’den  Mehmet  Demir  %51,  Köyceğiz’de  Ak  Partiden  Kamil  Ceylan  %46.07,
Marmaris’te  CHP’den  Muhammet  Ali  Acar  %50,  Menteşe’de  CHP’den  Bahattin  Gümüş  %47,  Milas’ta
CHP’den Muhammet Tokat %50, Ortaca’da CHP’den Hasan Karaçelik %48, Seydi Kemer’de Ak Parti’den
Yakup  Otgöz  %40,  Ula’da  CHP’den  Ümit  Karaaslan  %43,  Yatağan’da  ise  CHP’den  Hasan  Haşmet  Işık
%34’lük oy oranlarıyla yeni dönemde belediye başkanlıklarını kazanmışlardır
16
.
Muğla  Büyükşehir  belediyesi  ve  merkez  belediyeler  gibi  kıyı belediyelerinin  çoğunda  CHP  yerel
yönetimlerde ağırlıktadır. Muğla  Belediye Başkanı olarak üç dönem üst üste görev yapmış olan CHP’nden
Dr.  Osman  Gürün,  halk  arasında  belediyeciliği  ile  sevilen,  kişiliği  ve  liderlik  özellikleriyle  iyi  bilinen  ve
tanınan ve belediyecilik alanında deneyimli bir yerel siyaset adamıdır. Muğla merkezd e  Dr. Osman  Gürün,
son yerel seçimlerle tüm Muğla ili sınırlarının kapsadığı Muğla Büyükşehir Belediye Başkanlığını kazanmış
ve adeta bir ilçeden bir kenti idareye taltif etmiştir.
2.2. 6360 SAYILI KANUN AÇISINDAN MUĞLA BÜYÜKŞEHİR BELEDİYESİ YÖNETİMİ
Aşağıdaki bölümde bazı araştırmacıların çalışmalarından faydalanılmış ve 6360 sayılı yasada Muğla
büyükşehir belediyesi ile ilgili olarak yer alan ilke ve  düzenlemelerden bilgiler verilmiştir.Bundan sonraki
süreç, yerel seçimleri kazanan yönetimlerin, Muğla ve  diğer büyükşehirlerde,  6360 sayılı yasanın getirdiği
değişiklikleri, yeni yapılanmaları ve uygulamaları görmek şeklinde beklenecektir.
Ruşen Keleş’e göre; İçişleri Bakanlığınca hazırlanan “Büyükşehir Belediyesi Yasası ile BazıKanun
ve  KHK’larda  Değişiklik  Yapılmasına  Dair  Yasa  Tasarısı  ile  TR32  Bölgesi  Aydın,  Denizli  ve  Muğla
Belediyeleri,  Büyükşehir  Belediyesine  dönüştürülmüştür.  6360  sayılı  Büyükşehir  Belediyesi  Yasası’nın
genel  gerekçesine  göre  Büyükşehir belediyesi  sınırlarında  bulunan  yerel  yönetimler,  küçük  ölçekli  planlar
yapabilseler de bu planların geniş bir çerçeve içinde bütüncül olarak tüm büyükşehir bölgesini kapsayan ve
15
http://secim.haber7.com/2014/mugla, (ET.6.5.2014)
16
http://secimsonuclari2014.mynet.com/mugla-i48;
http://www.yerelnet.org.tr/belediyeler/belediye.php?belediyeid=127546(ET.6.5.2014)
146
makro politikaları belirleyen bir çerçeve içinde ele alınmasına ihtiyaç duyulmuştur. Belli bir coğrafi alanda
birçok  yerel  yönetimin  etkin  olması  halinde,  planlama  ve  koordinasyonun  sağlanamayışı  ve  ölçek
ekonomisinden  yeterince  yararlanılamaması  sebebiyle,  kaynak  israfına  yol  açmaktadır.  Bu  bağlamda
kaynakların  etkin  ve  yerinde  kullanımı,  kamu  sunumunda  koordinasyonun  sağlanması,  uygun  büyüklükte
hizmet  üretecek  güçlü  yerel  yönetim  ihtiyacı  sebebiyle  büyükşehir  belediyesi modeli  gerekli  görülmüştür.
Anakentlerle  ilgili  yeni  yasa  30  il  özel  yönetiminin  18.082  köyün  ve  1592 belde  belediyesinin  tüzel
kişiliklerine  son  vermiştir.  Oysa  çağdaş  yerel  demokrasi  ilkelerine  göre  yerel  yönetimler  ve  yerel  halk,
kendilerini  ilgilendiren  böylesine  önemli  konularda  görüşleri  alınması  zorunlu  taraflardır.  Bu  tür
zorunluluklar Avrupa Yerel Yönetimler Özerklik Şartında uyulmasıgerekli  kurallardır  (Keleş, 2014: 59, 98-99).
H.Çelikyay’ın  Perspektif’teki  yazısında,  kent  yönetimi  açısından  bakıldığında 6360  sayılı  yasanın
şunları getirdiğini belirtmektedir (Çelikyay, 2014: 1-7).
“….13  ilde  yeni  büyükşehir  belediyesi  kurulmuştur.  Daha  sonra  Ordu  ili  eklenmiştir.  Bütün
büyükşehir  belediye  sınırları,  il  sınırı  olmuştur.  Bu  30  ildeki  il özel  idareleri  kaldırılmıştır.  Yeni  ilçeler
kurulmuştur. Büyükşehirlerdeki bütün ilçe belediyelerinin sınırları mülki sınır olmuştur. Bu illerdeki bütün
belde  belediyeler i  kaldırılmış  ve  bunlar  bir  belediyenin  mahallesine  dönüştürülmüştür.  Bu  illerdeki  bütün
köy yönetimleri kaldırılmış ve bunlar mahalle yapılmıştır. Büyükşehir belediyeleri dışındaki illerde nüfusu
2000’den  az  olan  belde  belediyeleri  köye  dönüştürülmüştür.  Mülki  idareye  bağlı  olarak  30  ilde  Yatırım
İzleme ve Koordinasyon Başkanlığı kurulmuştur. Yasaya göre 2005 yılında yapılan ölçek düzenlemesinin, il
sınırına kadar genişletildiği görülmektedir.
Genişlemenin  kent  yönetimine  getireceği  avantajlar,  hizmet  sunum  kapasitesinin  büyümesi,  birim
başına  hizmet  maliyetlerini  azalması,  kaynakların  etkin  kullanımı, insan  kaynakları  kapasitesinin  artması,
bütüncül imar planlarının yapılabilmesi, birden fazla ilçeyi kapsayacakdaha büyük ölçekli projelerin hayata
geçirilmesi, koordinasyon gerektiren hizmetlerin sunulmasının kolaylaşması olarak ifade edilmektedir.2014
yerel seçimleri sonrasına bakıldığında büyükşehirlerin, Türkiye yüzölçümünün yaklaşık %51.2 ve nüfusunun
%74.6’sını  oluşturduğu  görülmektedir.  Büyükşehir  yönetimi  daha  önce  olduğu  gibi  sadece  büyükşehir
sınırından değil; tüm il genelinden gelen oylarla belirlenmiştir.
Yasanın  getirdiği  yeni  sistem,  siyasi  partiler  tarafından  da  değerlendirilmiştir.  Cumhuriyet  Halk
Partisi yönetim zorlukları, yurttaşa getireceği ek yükler, yükselteceği demokrasi açığı ve idari yapı açısından
doğuracağı  sakıncalar  gibi  nedenlerle  yasayı  uygun  bulmadığını  belirtmiştir.  Milliyetçi  Hareket  Partisi,
federasyon ve bölgesel yönetim iddiaları çerçevesinde değerlendirmelerine Parti Bülteninde yer vermiştir.
Bu benzeri iddialar Ak Parti bülteninde yanıtlanmıştır. Yeni yasal düzenlemeyle söz konusu olanın yalnızca
büyükşehir  hizmetlerinin  olduğu,  hizmet  bütünlüğünün  ve  ülke  geneline  ayrım  yapmadan  hizmet  etmenin
gerekliliğinin  esas  olarak  benimsendiği  ifade  edilmiştir.  Ülkenin  belirli  bölgelerinde  güvenlik  ve  denetim
mekanizmalarının hiçbir endişeye yol açmayacak şekilde yerli yerinde olmasının yanı sıra, yasanın yönetim
ve denetim boşluğu getirmeyeceği belirtilmiştir.”
Muğla Belediye Başkanı iken Dr. Osman Gürün, kendisiyle yapılan bir Röportajda
17
,
“…Büyükşehir  Yasası,  Muğla  için  yararlı  olacak  bir  yasa….Yasa  hazırlanırken  müzakere  dönemi
çok  kapalı  bir  ortamda  oldu.  Dolayısıyla  sivil  toplum  kuruluşlarının  ve  belediyelerin  katkısı  alınmadı.
İçerisine  sokulan  beldelerin  tümünün  kapatılması,  belde  ve  köylerin  mahalle  haline  getirilmelerinde  de
önemli problemler var. Özellikle vergi, su ve arazi vergilendirme konularında önemli sıkıntılar yaşanacak.
Bizim  görüşümüze  göre  köylerin  statülerinin  devam  etmesi,  beldelerin  de  hepsinin  aynı  potaya  konarak
bütün beldelerin kapatılması gibi bir durumun olmaması gerekiyordu.”
“Kişi başına düşen pay dağılımında Muğla belediyesi, 29 şehir içinde 9.sırada. Muğla büyükşehir
olduktan sonra İller Bankası hissemiz kişi başına 226 TL’dan 370 TL’ya çıkmıştır. … Ancak kanalizasyon ve
su işletmelerinin borçları da büyükşehir belediyelerine devredilecek. Bu miktarlar bizim borç oranımızı çok
yükseltecek.”
17
Muğla Belediye Başkanı Dr. Osman GÜRÜN’le yapılan bir Röportaj, İLLER ve BELEDİYELER DERGİSİ Ekim-Kasım 2012 /
Sayı 774 775, s.17-18, www.tbb.gov.tr/download.php?dosya = storage/...yeni-buyuksehirlere.. (ET.6.5.2014)
147
“Özel  idarelerinin  bu  yasa  kapsamında  kapatıldığına  dikkat  çekmek  isterim.  Direkt  olarak  bağlı
oldukları ilçe belediye başkanlıkları, belde ve köylere hizmet edecekler. Coğrafi, ulaşım ve iletişim açısından
bir  takım  sıkıntılar  yaşanabilir.  Büyükşehirle  birlikte  il  genelinde  yerel  yönetimlerin  koordinasyonunun
sağlanması, plan bütünlüğünün sağlanması, imar disiplininin tek meclisten yürütülmesi avantaj. Büyükşehir
olduğumuzda gelirlerimizde artış oluyor. O ilde elde edilen vergi  gelirlerinin %6’lık kısmı büyükşehirlere
aktarılıyor.  Koordinasyonun  kurulması,  stratejik  planın  il  genelinde  yapılması,  ulaşımı,  yolu,  tarımı,
ekonomisiyle bir koordinasyon sağlanması açısından büyükşehir önemli.”
“…Bana  göre  ilçe  başkanları,  tabii  üye  olmalı.  Büyükşehir  başkanı  ise  kendi  oluşturduğu  meclis
üyeleri ile gelmeli.”
“Her büyükşehir aynı değil. İlimiz 1124 km’lik kıyı sahil bandı olan  özel bir yer. Kırsal ve kıyısal
arasında farklar var. Her ilçenin nüfusu aşağı yukarı birbirine uygun, bir merkezde toplanmış nüfus yok. 12
ilçeye nüfus dağılmış durumda. Bu yasa daha çok müzakere edilmeliydi. Yerel yönetimlerle ilgili yeniden tüm
yerel yönetimleri ilgilendiren, yerelleşme ve yerel demokrasinin gelişmesi adına hareket edilmesi gerektiğini
düşünüyorum. 29 tane büyükşehir var ama 52 tane de normal şehir var. Onların kabahati ne? …Büyükşehir
yasasından memnunuz ama çok daha iyi ve düzgün olabilirdi. Merkezi hükümetinyetki ve kaynaklarını daha
fazla yerele aktarması lazım. Bana göre 4-5 sene sonra biz tekrar Belediyeler Yasasını irdeleyip, daha fazla
yerelleşme, yerele yetki ve kaynak aktarma konusunda yeniden bir düzenlemeye gideceğiz….”demiştir.
Türkiye Belediyeler Birliği Genel Sekreteri Hayretin Güngör “Yeni Büyükşehir Yönetimi ve Geçiş
Nedenleri” isimli çalışmasında
18
ise,
“Yeni büyükşehir belediye yönetimine geçiş nedenlerini;  ölçek sorunu ve kademeli yerel yönetim,
plan  ve hizmet bütünlüğünün sağlanması, şehirlerin rekabet gücünün artırılması, yeterlive uzman personel
istihdamı, yerel hizmetlerin standardının ve kalitesinin yükseltilmesi, yerinden yönetim (subsadiarite) ilkesi,
yerel  demokrasinin  geliştirilmesi,  mevcut  uygulama  örnekleri,  yerel  yönetimlerin  birbirine  geçmiş
görevlerinin sadeleştirilmesi, hükümet programı” başlıkları altında sıralamıştır.
“6360  sayılı  Büyükşehirler  Yasasının  Getirdikleri”  başlığı  altında  ise;  “Yeni  büyükşehirlerin
kurulması ve büyükşehir sınırlarının genişletilmesi:  Bu düzenleme sonucu İstanbul ve Kocaeli büyükşehir
belediyeleri  ile  diğer  büyükşehir  belediyeleri  arasındaki  ikili  yapı  kaldırılmıştır.  Yasanın  geçici
2.maddesinde  öngörülen  katılma  ve  birleşme  yoluyla  nüfusunu  2000’in  üzerine  çıkaran  33  belde
belediyesinin tüzel kişiliklerinin korunmasıyla birlikte toplam belediye sayısının 1427 olması beklenmektedir.
-İl özel idaresinin kaldırılması:  İl özel idarelerinin yerel nitelikteki görevleri, büyükşehir belediyesi
yönetimine geçmiştir. Bu düzenleme sonucu ülkemizdeki 81 olan il özel idare sayısı 52’ye (sonradan 51 oldu)
düşmektedir.
-Büyükşehirlerde belde belediyeleri ve köylerin mahalleye dönüştürülmesi:  Yasanın 1.maddesiyle
büyükşehir  sınırları  içerisinde  kalan  belde  belediyeleri  ile  orman  köyleri  dahil  köylerin  tüzel  kişilikleri
kaldırılarak,  aynı  belde  ve  köy  ismiyle  bağlı  oldukları  ilçe  belediyesine  mahalle  olarak  bağlanmıştır.
Mahalle kurulmasında en az 500 nüfus şartı getirilmiştir.
-Y eni  ilçe  ve  belediyelerin  kurulması:    Büyükşehir  belediyesi  statüsüne  dönüştürülen  13  ilde
(Malatya  hariç),  en  az  1,  Zonguldak  ilinde  de  2  olmak  üzere  toplam  26  yeni  ilçe  ve  aynı  adla  belediye
kurulmuştur.
-Nüfusu 2000’den az olan belediyelerin tüzel kişiliğinin kaldırılması:  Yasanın geçici 2.maddesiyle
diğer  52  ilde  2011  yılı  adrese  dayalı  nüfus  sayım  sonuçlarına  göre  nüfusu  2000’den  aşağı  olan  559
belediyenin tüzel kişilikleri kaldırılarak, bu belediyeler köye dönüştürülmüştür. Ancak yasanın 2.maddesinde
öngörülen  katılma  ve  birleşme  yoluyla  nüfusunu  2000  ‘in  üzerine  çıkaran  belediyelerin  tüzel  kişilikleri
korunmuştur. Bu sayı yaklaşık 30-35’tir. Yerel yönetimleri ve yerel demokrasisi güçlü olan İsveç’te en az
belediye  nüfusunun  5000  olduğu  kabul  edilerek  2498  olan  belediye  sayısı  kademeli  olarak  289’  a
düşürülmüştür.
-Genel bütçeden alınan payların yeniden düzenlenmesi:  Büyükşehir belediyeleri arasındaki genel
bütçeden  alınan  pay  dağıtım  sorununu  bir  tarafa  bırakırsak,  sınırı  genişleyen  büyükşehirler  ile  yeni
büyükşehir olan illerde il özel idaresi ve belediye payları toplamının üzerinde genel bütçeden pay aktarılmış
18
Hayretin GÜNGÖR, “Yeni Büyükşehir Yönetimi ve Geçiş Nedenleri” (Uzman Gözüyle), İLLER ve BELEDİYELER DERGİSİ
Ekim-Kasım 2012 / Sayı 774 775, s.19-31, www.tbb.gov.tr/download.php?dosya= storage/. ..yeni-buyuksehirlere.., (ET.6.5.2014)
148
olacaktır.  Bu illerde il  özel  idaresi,  belde  belediyeleri  ve köylerin  kaldırıldığı, büyükşehir  belediye  hizmet
alanı içerisine alındığı düşünüldüğünde genel giderler ve yönetim maliyeti de azalmış olacaktır. Bu yasa ile
genel bütçeden büyükşehir ilçe belediyelerini aldığı pay %4.5 e çıkarılmakta, diğer belediye payları %1.5’e
ve  il  özel  idaresi  payı  ise  %0.5’e  düşürülmektedir.  Büyükşehir  ilçe  belediyelerine  ayrılan  %4.5’lik  payın,
%30’u  büyükşehir  belediyelerine  ve  %10’u  ise  su  ve  kanalizasyon  idarelerine  nüfuslarına  göre
dağıtılmaktadır.  Mevcut  durumda  büyükşehir  ilçe  belediye  paylarının  tamamı  nüfus  kriterine  göre
dağıtılmakta iken, yeni düzenleme ile %10luk kısmı ilçelerin yüzölçümüne göre dağıtılacaktır.
-Yatırım İzleme ve Koordinasyon Başkanlığı:    Görevleri kamu kurum ve kuruluşlarını yatırım ve
hizmetlerinin  etkin  olarak  yapılması,  izlenmesi  ve  koordinasyonu,  acil  çağrı,  afet  ve  acil  yardım
hizmetlerinin koordinasyonu  ve  yürütülmesi, ilin  tanıtımı,  gerektiğinde  merkezi  idarenin  taşrada  yağacağı
yatırımların  yapılması  ve  koordine  edilmesi  temsil,  tören,  ödüllendirme  ve  protokol  hizmetlerinin
yürütülmesi,  ildeki  kamu  kurum  ve  kuruluşlarına  rehberlik  edilmesi  ve  bunların  denetlenmesini
gerçekleştirmektir.  Ayrıca  bakanlıklar  ve  diğer  merkezi  idare  kuruluşları,  kaynağını  aktarmak  şartıyla
illerde  yapacakları  her  türlü  yatırım,  yapım,  bakım,  onarım,  yardım  işlerini  bu  başkanlık  aracılığıyla
yapabileceklerdir.  Bu  başkanlığın,  belediyelerin  idari  ve  mali  özerkliğine  müdahale  edebilecek  yetkilere
sahip  olması,  müdahalenin  sınırlarının  çok  açık  olması  ve  böyle  bi  durumda  ise  5393  sayılı  Belediye
Kanununun 57.maddesinin uygulama kabiliyetinin bulunup bulunmadığı tartışma konusu olmuştur.
-Kırsal  Alanların  Korunması:  Mevzuatla  orman  köyleri  ve  orman  köylüsüne  tanınan  hak,
sorumluluk  ve  imtiyazlar  orman  köyü  iken  mahalleye  dönüşen  yerler  için  devam  eder.  Bir  belediyeye
katılarak mahalleye dönüşen köy, köy bağlısı ve belediyelerce kullanılan mera, yaylak, kışlak gibi yerlerden
bu  mahalle  sakinleri  varsa  diğer  hak  sahipleri  1998  tarihli  ve  4342  sayılı  Mera  Kanunu  hükümleri
çerçevesinde yararlanmaya devam eder. Köyden mahalleye dönüşen yerlerden beş yıl süreyle  emlak vergisi
ve  2464  sayılı  kanuna  göre  alınması  gereken  vergi,  harç  ve  katım  payları  alınmaz.  Köyden  mahalleye
dönüşen  yerlerden  içme  ve  ulanma  suları  için  alınacak  ücret  5  yıl  süreyle  en  düşük  tarifenin  %25’ini
geçmeyecek şekilde belirlenir. Bu yasa ile tüzel kişiliği kaldırılan köylerde görev yapan geçici ve gönüllü köy
korucuları  halen  görev  yaptıkları  yerlerde  görev  yapmaya  devam  ederler.  İlçe  belediyeleri  ve  ilçe
belediyelerinin  talep  etmeleri  halinde  büyükşehir  belediyeleri  bu  kanuna  göre  tüzel  kişiliği  kaldırılarak
mahalleye  dönüşen  köylerde  yapılacak  ticari  amaç  taşımayan  yapılar  için  yürürlükteki  imar  mevzuatı
doğrultusunda yörenin geleneksel, kültürel ve mimari özelliklerine uygun ücretsiz tip mimari projeler yapar
yada yaptırır.  Büyükşehir ve ilçe  belediyelerine  gerekirse tarım  ve  hayvancılığı  desteklemek  amacıyla  her
türlü faaliyet ve hizmette bulunabilme görevi verilmiştir. İstanbul ve Kocaeli hariç büyükşehir, büyükşehir
ilçe  belediyeleri  ve  bağlı  idareler  yatırım  bütçelerinin  en  az  %10’unu  10  yıl  süre  ile  6360  sayılı  yasa
kapsamında  belediye  sınırlarına  dahil  olan  yerleşim  yerlerinin  altyapı hizmetleri  için  ayrılması  ve
kullanılması zorunluluğu getirilmiştir.
-Yeni büyükşehir yönetiminin Anayasaya uygunluğu
-İl  özel  idaresi  ve  köylerin  kaldırılması:  Büyükşehir  belediyelerinin  sınırlarının  il  sınırı  olarak
genişlemesi  sonucu  il  özel  idarelerin  fonksiyonlarının  kalmaması  ve  aynı  sınırlar  içerisinde  yaşayan
seçmenler tarafından seçilecek iki yerel meclisin oluşması  nedeniyle de il özel idarelerinin tüzel kişiliğinin
korunmasına da gerek kalmamaktadır. Dolayısıyla büyükşehir olan illerde  il özel idaresi ve köylerin tüzel
kişiliğinin kaldırılması konusundaki Anayasa’ya aykırılık iddiası yerinde bir iddia değildir.
- Büyükşehir Sınırlarının İl Sınırı Olarak Genişletilmesi
-Belediyelerin  Birleştirilmesi:   6360  sayılı  Yasa  ile  sınırları  il  sınırı  genişleyen  ve  yeni  kurulan
büyükşehirlerde  belde  belediyelerinin  tüzel  kişiliği  kaldırılarak  bağlı  oldukları  ilçe  belediyeleri  ile
birleştirilmektedir.
 -Yeni Büyükşehirlerin Avrupa Yerel Yönetimler Özerklik Şartına Uygunluğu” nu belirtmiştir.
İstanbul  Eyüp Belediyesince hazırlanmış olan “6360 Sayılı 13  İlde Büyükşehir Belediyesi ve Yirmi
altı  İlçe   Kurulması  ile  Bazı  Kanun  ve  KHK’lerde  Değişiklik  Yapılmasına  Dair  Kanun”  isimli  ppt
sunumda ise aşağıdaki yasal hükümler aktarılmıştır.
19
19
TC. İçişleri Bak. Mahalli İdareler Genel Müd.,6360 Sayılı On üç İlde Büyükşehir Belediyesi ve Yirmi altı İlçe Kurulması ile
Bazı Kanun ve KHK’larda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun ,  (ppt) sunumundan derlenmiştir.
www.eyup.bel.tr/Files/teftis_kurulu_mudurlugu /slaytlar/6360_kanun.ppt(E.T.6.5.2014)
149
“….   İl  özel  idaresi  bulunmayan  illerde  2863  sayılı  Kültür  ve  Tabiat  Varlıklarını  Koruma
Kanununun  12.maddesi  kapsamında  il  özel  idarelerince  kullanılan  haklar  ve  yetkiler,  Yatırım  İzleme  ve
Koordinasyon  Başkanlığınca  kullanılır  ve  yürütülür.  Belediyelerce  toplanan  katkı  payları  defterdarlıklar
bünyesinde açılan emanet hesaba aktarılır. Toplanan paranın % 20 lik kısmı Kültür ve Turizm Bakanlığının
öncelik vereceği projelerde kullanılır.
Yılı içinde proje karşılığı tahsis edilmeyen miktar aynı amaçla kullanılmak üzere Kültür ve Turizm
Bakanlığı  bütçesine  aktarılır.  Afet  riski  taşıyan  veya  can  ve  mal  güvenliği  açısından  tehlike  oluşturan
binaları  tahliye  etmek  ve  yıkmak  görevi  büyükşehir  ilçe  belediyelerine  verilmektedir.  Bu  konularda  ilçe
belediyelerinin her türlü yardım talebi büyükşehir belediyelerince karşılanacaktır.
Büyükşehir ve ilçe belediyelerine tarım ve hayvancılığı desteklemek amacıyla  her türlü faaliyet ve
hizmette  bulunabilme  imkânı  getirildi.  Belediyelere  mabetlere  yardım  yapma  imkânı  verildi.  Belediyeler
meclis kararıyla mabetlere içme ve kullanma suyunu ücretsiz veya indirimli verebilecektir.
Büyükşehirlerde  yeni  bir  ilçe  belediyesinin  kurulabilmesi  için  asgari  50.000  olan  nüfus  kriteri,
20.000’e çekildi. Yeni bir ilçenin kurulabilmesi için ayrılan ilçenin nüfusu 100.000’den aşağı düşmemesi
gerekir.  Kamu  yararına  çalışan  dernekler  ile  vergiden  muafiyet  tanınan  vakıflar  ve  meslek  odaları  hariç,
diğer dernek ve vakıflarla belediyelerin ortak proje gerçekleştirmesi mahalli en büyük mülki idare amirinin
iznine tabi kılındı.
Dernekler Kanunu ve Mali Kontrol Kanunlarındaki dernek ve vakıflara belediyelerin yardım yapma
yetkisi  kaldırıldı.  Büyükşehir  belediyesi  ile  ilçe  belediyeleri  veya  ilçe  belediyelerinin  kendi  aralarında
hizmetlerin  yürütülmesiyle  ilgili  ihtilaf  çıkması  durumunda,  büyükşehir  belediye  meclisi  yönlendirici  ve
düzenleyici kararlar almaya ve gerekli koordinasyonu sağlamaya yetkili kılındı.
Büyükşehir  belediyeleri  bazı  görevlerini  meclis  kararıyla  ilçe belediyelerine  devredebilecek  veya
birlikte  yapabilecektir:  Terminal  ve  otopark,  Mezarlık, Mezbaha,  Temizlik  hizmetleri,  Adres  ve
numaralandırma. Köyden mahalleye dönüşen yerleşim yerlerini ilçe merkezine bağlayan yolların yapım ve
bakımı büyükşehir belediyesine verildi. Büyükşehrin sorumluluğundaki yolların temizliği ve karla mücadele
büyükşehir  belediyesine verildi. Türkiye  Şoförler  ve Otomobilciler  Federasyonunun  görevlendireceği ilgili
odanın temsilcisinin Ulaşım Koordinasyon Merkezine üye olarak katılması düzenlendi.
İmar  mevzuatı  uyarınca  ilçe  belediyelerinin  otoparkla  ilgili  olarak  elde  ettikleri  gelirlerin,  tahsil
tarihinden itibaren kırkbeş gün içinde büyükşehir belediyesine aktarılması ve büyükşehir belediyelerince bu
gelirlerin sadece otoparkların inşasında kullanılması düzenlendi. Belediyeler amatör spor kulüplerine ayni
yardım  yanında  nakdi  yardım  da  yapabilecektir.  Bir  önceki  yıl  GBVG’den  aldığı  payın  binde  7  ’sini
geçemez. Belediyeler gençleri spora teşvik etmek amacıyla, spor malzemesi dağıtabilecektir.
Belediyeler, uluslararası müsabakalarda üstün başarı gösteren sporcuların yanında antrenörlerine
ve uluslararası müsabakalarda başarı gösteren öğrencilere de ödülverebilecektir.  İl özel idarelerinin tüzel
kişiliğinin kaldırıldığı illerde, Maden Kanunu ile Jeotermal Kaynaklar ve Doğal Mineralli Sular Kanununa
göre il özel idarelerine verilen yetki ve görevler valiliklerceyerine getirilecektir.
Elde edilen tüm gelirler genel bütçeye gelir  kaydedilir. Kaydedilen bu geliR  Yatırım İzleme Koordinasyon
Başkanlığı(YİKOB) na ödenek olarak gönderilir.
Maden  ve  kaynağın  bulunduğu  yerleşim  yerlerinin  alt  yapı  hizmetlerinde  kullanılır.  Büyükşehir
belediyeleri  ile  nüfusu  100.000’in  üzerindeki  belediyelere  kadınlar ve  çocuklar  için  konuk  evleri  açma
zorunluluğu getirildi. Belediyelere baz istasyonlarına ücret karşılığında yer seçim belgesi düzenleme yetkisi
verildi. Büyükşehir sınırları içerisinde yer seçim belgesi vermeye ve ücretini almaya büyükşehir belediyeleri
yetkilidir.Belediyelerce yol harcamalarına katılma payının alınıp alınmayacağı hususu belediye meclisinin
yetkisine  bırakıldı.  Ayrıca  tarh  edilmemiş  yol  harcamalarına  katılma  payının  belediye  meclis  kararıyla
alınamayabileceği  düzenlendi.  Valiler  tarafından  il  genel  meclisi  toplantı  gündemine  önerilen  hususların
meclisin ilk toplantısında ele alınması sağlandı.
Özel  idare  genel  sekreterinin  encümenin  doğal  üyesi  olması  sağlandı.  Encümenin  seçilmiş  ve
atanmış  üyelerinin  sayısı  ikişer  azaltılarak  encümen  üye  sayısı  11’den  7’ye  düşürüldü.  Devlet  İhale
Kanununa göre ihale komisyonu olarak eksiksiz toplanması gereken il encümeninin, salt çoğunlukla toplanıp
salt çoğunlukla karar almasına imkan sağlandı. Vali gerek görmesi halinde diğer kurumlardan YİKOB’un
ihtiyaç duyduğu memur, uzman ve sözleşmeli personeli  kadro, yer ve unvanlarına bakmaksızın süresiz geçici
görevlendirebilir.
150
İldeki kamu kurum ve kuruluşlarınca yürütülmesi gereken  hizmetlerin aksa masından dolayı, halkın
sa ğlığı, huzuru  ve esenliği ile kamu düzeni ve güvenliğinin olumsuz etkilendiği tespit edilmesi durumunda,
Vali uygun bir süre vererek ilgili kurumdan bu hizmetinyerine getirilmesini ister . Bu süre içinde ilgili hizmet
yerine getirilmezse Vali bu hizmeti ildeki başka bir kuruma yaptırabilir. Bu hizmetin bedeli ilgili kurumun
pay ve ödeneğinden karşılanır.
3. MUĞLA BÜYÜKŞEHİR BELEDİYESİ WEB SİTESİ
Bu çalışma için Muğla Büyükşehir Belediyesi başta olmak üzere Muğla’ya bağlı ilçe belediyeleri web
siteleri,  belediye  idari  yapılanması,  sunulan  hizmetler  ve  e-belediyecilik  çalışmaları  (bilgi  alma,  bilgi
sorgulama  ve  online  hizmetler)  tarafımdan  incelenmiştir.
20
İlgili  belediyelerin,  e-belediyecilik  açısından
durumu ele alınmış ve tanıtılmıştır.
İlçe belediyelerin e-belediyecilik hizmetleri açısından donanımlı, aktif ve güncel olan bir yapılanması
vardır.  İlçe  belediyelerinin  6360  sayılı  yasadan  önce  de,  yine  ilçe  belediyeleri  oldukları  düşünülürse,  söz
konusu web siteleri çok önceden yapılanmış ve güncel idi.  Muğla Büyükşehir Belediyesi statüsü 6360 sayılı
yasayla değişmesine paralel olarak,  yeni bir yapılanma içindedir. Yine kısmen Menteşe, Kavaklıdere, Seydi
Kemer gibi yeni belediyelerin de belediye web sitelerinin yapılanmasının sürdüğü görülmüştür.
Ayrıca turizm açısından da önemli olan kıyı belediyelerinin (Marmaris, Datça, Fethiye, Bodrum gibi)
Türkçe  yanında  İngiltere,  Hollanda,  Finlandiya,  Rusya,  Almanya  gibi  ülkelerden  gelen  turistlere  ya  da
yerleşik yabancılara yönelik yabancı dilde bilgiler sundukları da ifade edilmelidir.
Genel olarak ifade edilirse Muğla Büyükşehir ve ilçe belediyelerinin web sitelerinde aşağıdaki bilgileri
verilen  bazı  hizmetlerin  olduğu  belirtilebilir:  “bilgi  edinme,  e-devlet,  e-belediye,  sanal  tur,  tanıtım  filmi,
haberler,  canlı  yayın,  basın,  çözüm  masası,  fotoğraf  galerisi,  il/  ilçenin  haritası,  borç  ödeme,  kurumsal,
iletişim, şehir kameraları, nöbetçi eczane, bilgi hizmetleri, kent linkleri, projeler, cenaze hizmetleri, hizmet
ve tesisler, dilek ve şikayetler, alışveriş, yemekler, tarihçe.”
Örneğin Bodrum belediyesinin web sitesinde  KADEM (Bodrum Belediyesi Kadın Danışma ve Eğitim
Merkezi)  ve ücretsiz engelli servisleri, Milas Belediyesinin web sitesinde Milas’ın eski ve yeni görüntüleri,
Fethiye Belediyesinin web sitesinde imar  planı tadilat duyuruları ile e-rehber, Marmaris Belediyesinin web
sitesinde  “Deprem  Felaketimiz  Olmasın”,  yerel  tarih  bülteni,  su  borcu  ödeme,  Marmaris  tanıtım  filmleri,
Belediyespor gibi sayfaları vardır. Bu hizmetlerin bazıları Büyükşehir belediye yasası gereği  ve  görevleriyle
ilgilidir.  Bazıları  ise  özellikle  “yönetişim”  açısından  yeni,  belediyelerce  önemsenen  ve  halkla  ilişkilere
(kamusal ilişkiler) önem vermenin bir gereği olan hizmetler olarak değerlendirilebilir.
Bununla  birlikte  Muğla  Büyükşehir  Belediyesi  web  sitesi  incelendiğinde;  bazı  eksiklikler  olduğu,
büyükşehir  belediye  yapılanmasının  fiilen  sürdüğü  ve  bu  sürecin  web  yapılanmasına  da  yansıdığı  dikkati
çekmektedir. Bazı bilgiler güncel değiliken,  bazıları ise yapım aşamasıve eksiktir.  Yani şu an site yeterli
bilgi sunmamaktadır. Ayrıca Türkçe ve İngilizce dillerindeweb sayfalarının düzenleneceği görülmektedir.
Yine de sitesindeki bilgilerden yola çıkılarak Muğla Büyükşehir Belediyesi aşağıda e-belediyecilik yönüyle
tanıtılmaya çalışılmıştır:
21
Muğla Büyükşehir Belediyesi olarak misyonu henüz web sayfasında yazılmamıştır. Muğla belediyesi
olduğu dönemde  misyonu,  “Başta 5393 sayılı Belediye Kanunu olmak üzere, mevzuatın öngördüğü görev,
yetki ve sorumlulukları, belediye sınırları ve mücavir alan içerisinde çağdaş normlara uygun olarak, etkin ve
verimli  bir  biçimde  sunmak  ve  Muğla’nın  geleneksel  kimliğine  sahip  çıkarak,  hemşerilerin  ortak  çıkarı,
katılımcılık, hesap verebilirlik ve şeffaflık ilkelerine uyarak hizmet vermek”tir. Muğla belediyesininvizyonu
ise  “çalışanları ortak bir değer ve ortak hedefler etrafında kenetlenmiş, teknolojinin bütün olanaklarından
yararlanabilen  ve  teknolojik  gelişmelerin  yanında  yeni  fikirlere  de  açık,  şeffaf  ve  hesap  verebilirliği  esas
edinmiş bir çalışma prensibine  sahip olan, kentte yaşayan hemşerilerini birer çözüm ortağı olarak görüp,
gelen  eleştiri  ve  önerileri  değerlendiren  ve  bunlardan  sonuç  çıkartabilen  bir  yönetim  tarzıyla  Muğla’yı,
kültür,  eğitim,  ticaret,  sanat  ve  turizmin  merkezi  haline  getirip,  “Egenin  Aydınlık  Yüzü  Muğla”  hedefini
20
Bilgi için bkz; www.mugla.bel.tr; www.mentese.bel.tr; www.marmaris.bel.tr; www.fethiye.bel.tr; www.bodrum.bel.tr;
www.datca.bel.tr; www.milas.bel.tr; www.dalaman.bel.tr; www.kemer.bel.tr; www.koycegiz.bel.tr; www.ortaca.bel.tr,
www.ula.bel.tr(E.T.6.5.2014)
21
Bu bölüm için Muğla Büyükşehir Belediyesi web adresi taranmıştır. http://www.mugla.bel.tr(E.T.6.5.2014)
151
yakalamaktır.”  olarak  belirtilmiştir. Misyonuna  bakılırsa,  yeni  kamu  yönetimi  yaklaşımıyla  ilişkili
kavramların  işlendiği  görülür.  Küreselleşme  ve  yönetişim  açısından  bu  ilkeler  günümüzde  kamu  yönetimi
yapılanması ve uygulamalarında önemlidir. Yerel yönetim üzerine yeni yasal düzenlemelerde ve Kamu Mali
Yönetimi ve Kontrolü Kanununda da ilgili ilkeler açıkça yer almıştır.
Muğla  Büyükşehir  Belediyesinin  önümüzdeki  sürede,  halkın  kararlara  etkin  katılımına  önem
vermesi;  bilgi  ve  iletişim  teknolojilerinden  en  üst  düzeyde  yararlanması,  e-devlet  yönetimi/e-belediyecilik
uygulamalarını tam anlamıyla gerçekleştirmesi beklenmektedir.
Türkiye’de  esasen  e-devlet  uygulamaları  açısından  başarılı  kurum  örnekleri  çoktur.  Gelişmiş
ülkelerin  e-devlet  kurumsal  uygulamaları  ve  başarılı  metropoliten  belediye yönetimleri  de  bulunmaktadır.
Önceki süreçten gelen 16 büyükşehir belediyesi, il yönetimleri ile bakanlıklar,  bağlı, ilgili  ve ilişkilikamu
kurum ve kuruluşlar, e-devlet uygulamaları açısından model olarak alınabilir.  Muğla Büyükşehir Belediyesi
gibi, 2014  yılında  büyükşehir  belediyesi yönetimini fiilen başlatan diğer 13 belediyede de,  başarılı  kurum
örnekleri model alınabilir.
Muğla Büyükşehir Belediyesinin temel değerleri ise,  “Yaratıcı ve yenilikçi olmak,kaynakları etkin
ve verimli kullanmak,  şeffaf, hesap verebilir  ve eşitlikçi bir yönetim anlayışını benimsemek,insan odaklı ve
hemşerilerin  memnuniyetini  esas  alan  bir  hizmet  sunmak,  ekip  ruhu  ve  takım  çalışmasına  önem  vermek,
sosyal  belediyeciliği  esas  almak, h alkın  eleştirilerine  saygılı  olmak, k ültürel  ve  doğal  değerleri  korumak,
çevre  korumaya  önem  vermek  ve  bunun  için  gereken  koşullar  oluşturmak,  yenilenebilir  enerji
kaynaklarından,  özellikle  güneş  enerjisinden  en  üst  düzeyde  yararlanmak,  karar  alma   sürecine  katılımı
genişletmek, k entlilik  bilinci  ve  hemşeri  kültürü  oluşmasına  katkıda  bulunmak, t oplumsal  dayanışmaya  ve
yardımlaşmayı özendirmek,kentleşmeyi planlı hale getirmek,kentin ekonomik yönden gelişmesi için kamu ve
özel  sektörün  adımlarını  desteklemek,  yeni  yatırımlarda  kolaylaştırıcı  olmak  ile  tarihi  ve  kültürel  mirasa
sahip çıkarak gelişmeyi sağlamak ve yeni projeler üretmek  şeklinde sıralanmıştır.
Fakat  Muğla  Büyükşehir  Belediyesinin  misyon,  vizyon  ve  temel  değerlerinin  son  güncellenmesi
22.5.2013’tür ve büyükşehir belediyesine özgü yeni bilgilerin konmasıbeklenmektedir.
Muğla Belediyesinin tamamlanan projeleriise;
-Milli Emlak Genel Müdürlüğü tarafından restore edilen hizmet binası,
-Gazi  Mustafa  Kemal  Atatürk  Kültür  ve  Kongre  Merkezi:  600  kişilik  ana  salon,  133,  88,  55  kişilik  3
seminer salonu, 15 kurs odası, idari büro, internet salonu, kütüphanesi olan bina 2008’de hizmete girmiştir.
-Güneşe Dost Proje: Muğla Belediyesi mezbaha tesisinde “Sonsuz Kaynağımız Güneş” Projesi adı altında
kurmuş  olduğu  Güneş  Enerji  Santralı  Türkiye’de  lisanssız  elektrik  üretimi  alanında,  TEDAŞ  tarafından
kabulü yapılıp devreye alınan ilk şebekeye bağlıfotovoltaik sistemdir.
-Atıksu Arıtma Tesisi:  Muğla belediyesinin a rıtılmış su ile park ve  bahçelerin sulanması amaçlı  çevreci bir
çalışmasıdır.  İnşaatı  mekanik  ve  elektrik  işleri  Eylül  2011’de  tamamlanmış  ve 6.2.2012’de  işletmeye
alınmıştır.  Atıksu  Arıtma  Tesisi,  sahip  olduğu  teknolojiyle  Türkiye’deki  en  modern  4  tesisten  (İstanbul,
Adana, G.A ntep, Muğla) birisidir. Benzer teknolojiye sahip atık  su arıtma tesisleri içinde en düşük maliyetle
yaptırılan  tesisi,  ihtiyacı  olan  enerjinin  %40’ını  geri  kazanım  yoluyla  elde  ederek  kendi  ihtiyacı  için
kullanan, aynı atık su debisini arıtan benzer tesislere göre %60 daha az alan işgal eden bir dizayna sahiptir.
Biyolojik  koku  giderim  ünitesine  sahip  olan  tesis,  herhangi  bir  olumsuz etkiye  (koku,  sinek  vb.)  neden
olmayacaktır.  Kontrolü  PLC  sistemi  ile  gerçekleştirilecek  olan  tesisin  çalışması  ve  kontrolü  ise  SCADA
sistemi ile tamamen otomatik olarak bilgisayardan takip edilecektir.
Web sitesinde planlanan projeler konusunda bilgi yoktur.  “Günlük İş Programı Sayfası”nda sadece
Fen  İşleri Müdürlüğü ile ilgili  ve  18.3.2014  tarihli  bir  yazı  vardır.  Muğla  WEB  TV,  diğer  ismiyle  Muğla
Belediyesi, Belediye TV’nin ana sayfası, videolar  ve  iletişim  kısımları yer almakta olup,renkli ve dinamik
bir  yapıdadır ve  adeta  belediyenin  medyatik  yüzüdür. Belediye  TV,  Muğla  büyükşehir  olmadan  önce  de
yayınını  sürdürmekteydi.  Muğla  Büyükşehir  Belediyesinin  web  adresinde  ulaşım,  Muğla’dan  kareler,
rehberler, 360 derece Muğla sayfalarıvb. de vardır. Kültür ve Sanat (Kent Konseyi) ve Danışma Merkeziile
Kültür ve Tarihi (yöresel tatlar, halk dansları, Yörük kültürü, göç, göç çiçeği, türküler, Muğla Tarihi, Muğla
bacası)  üzerine bilgilerin yer aldığı sayfalara da gidilebilmektedir.  Yayınlarımız kısmı henüz yapılanmasını
tamamlamamıştır.
Dayanışma  Merkeziyle ilgili  olarak  sitede,  2000  yılında  Muğla  Belediye  Başkanının  desteğiyle
kurulduğu,  amacının  yardıma  muhtaç  ailelere  ve  öğrencilere  destek  olmak,  halktan  topladığı  kullanılabilir
152
giysi, eşya, buzdolabı, koltuk takımı, mutfak malzemelerini ihtiyaç sahiplerine dağıtmak  olduğu ve  gelinlik,
sünnet kıyafetleri ve abiye giysiler de sunulduğu ve bugüne kadar 15000 aileye her türlü yardım eli uzatıldığı
bilgisi bulunmaktadır.
“Muhtarlarımız,  stratejik  plan,  bilgi  edinme,  iletişim,  hemşeri  a lbümü,  Atatürk’ün  Yaşamı,  flash
haberler , yararlı linkler, ilanlar ” gibi sayfalarının konulduğu ve yapılanmakta olduğu görülmektedir. Ayrıca
sitede, “yönetmelikler, otobüs kalkış saatleri, haberler , üniversitede yaşam, Muğla’dan Haberdar Ol, Muğla
Sinemaları, sosyal medya, meclis toplantısı canlı yayını, barınak, ilçe  belediyelerimiz, hava durumu, yararlı
linkler,  terfiler,  medya  ve  görseller”  ile  ilgili  bilgilerin  ekleneceği  söylenebilir.  Muğla  büyükşehir
belediyesinin idari yapılanmasının devam ettiği,  Muğla Belediyesi olduğu dönemden kalma  eski bilgilerin
bulunduğu  ve  e-belediyecilik  yapılanması  ve  e-hizmetlerin  işlevsel  konuma  getirilmesi  açısından  bir  dizi
çalışmaya ve süreye gereksinim olduğu söylenebilir.
Muğla Büyükşehir Belediyesinin yeni süreçte, ilçe belediyeleri ile  tam bir koordinasyona(eşgüdüm)
önem  vererek,  ölçek  ekonomisinden  yararlanarak,  6360  sayılı  yasada  belirtilen  görev  ve  yetkileri
gerçekleştirmek  üzere  görev  yapması  beklenmektedir.  Kapanan  İl  Özel  İdaresi,  belde  belediyeleri  ile  ilçe
belediyelerinden personel, taşınır ve taşınmaz mallar, mali durum;    yeni süreçte başta büyükşehir belediyesi
olmak  üzere  Valilik  vd.  kamu  kurum  ve  kuruluşlarına  aktarılmıştır.    6360  sayılı  yasada  bu  konuda  açık
hükümler zaten  vardı. Ayrıca UKOME, AYKOME, Yatırım İzleme veKoordinasyon Başkanlığı gibi yeni
yapılanmalar da söz konusu olacaktır.
Bu  konularda  süre  kaybedilmemesi  ve  yerel  yönetimlerde  başarıları  için  Başkanlığın,  alanında
akademik/uzman vedeneyimli danışmanlara ihtiyacı olduğu belirtilmelidir. Ayrıca kentte ilçe belediyelerinin
de,  kent yönetimi, çevre yönetimi, yerel yönetimler, kentsel planlama, yönetişim, halkla ilişkiler, ulaşım vb.
alanında önemli tecrübeleri olduğu, bu ilçelerden bilgi ve destek alınabileceği ifade edilebilir.
4. SORUNLAR, BEKLENTİLER VE MUĞLA BÜYÜKŞEHİR BELEDİYESİ
Çalışmanın  dördüncü  bölümünde  Muğla  için  önemli  olan  sağlıklı  kentler, yaşam  kalitesi,  kentsel
planlama, hava kirliliği, iletişim teknolojileri kullanımı ve gençliğin rolü, deprem ve su baskınları sorunsalı,
ivme  kazanmış  olan  konut  sorunu,  Menteşe’de  şehir  içi  yollar  başta  olmak  üzere  altyapı  konuları  ele
alınmaktadır.
4.1. SAĞLIKLI KENTLER ve YAŞAM KALİTESİ
Öncelikle  Muğla  Belediyesi  Sağlıklı  Kentler  Birliği  üyesidir.  Kentleri  daha  sağlıklı  bir  geleceğe
taşımak  için  çalışmalarını  sürdüren  Sağlıklı  Kentler  Birliği,  “Kentleşme  ve  Kentlerde  Yaşam”  konusuyla
Bursa’da  toplanmıştır.  Bursa  Valisi  Ş.Harput,  “Tarihi  ülkelerin  kimliğini  şehirler,  şehirlerin  kimliğini  de
yerel yönetimler belirliyor. Sahip olduğumuz sorumluluk bizi hem geçmişe hem geleceğe karşı ciddi olarak
düşündürmeli.  Nüfusun %85’lere yakınının kentlerde yaşadığı bugünlerde sağlıklıyaşam çok önem taşıyor.
Bu  sadece  beden  değil,  ruh  sağlığını  ve  güvenliğini  de  kapsıyor.”   Sağlıklı  Kentler  Birliği,  birlik  üyesi
belediyeleri sağlıklı şehir için politika, plan ve stratejiler üretmede ve bunları uygulamaya  koymada motive
etmek,  özendirmek  amacıyla  “Sağlıklı  Şehirler  En  İyi  Uygulama  Ödülü  2011”i  vermiştir.    Dünya  Sağlık
Örgütü  Danışmanı  ve  Liverpool  Belediyesi  Eski  Başkanı  Ron  Gould,  “Değişime  ayak  uydurmalıyız.”
derken,  şehirleri  2020’de  bekleyen  en  büyük  tehlikenin  obezite,  diyabet, ruh sağlığı  ve  stres  gibi  sorunlar
olacağını söylemiştir. Gould, “Bence governance (yönetişim) teriminin anlaşılması, dili İngilizce olmayanlar
için son derece zor. Yönetişim direk olarak merkezi otoritelerden gelen ve yerel yönetimlere inen bir süreci
anlatıyor.  Bizler  bu  şekilde  çalışmaya  son  derece  alışkınız.”  ve  “Dünya  Sağlık  Örgütü  ise,  governance
kelimesini daha iyi karşılayacak bir terim üzerinde çalışıyor. 2020 sağlık politikasına yerel yönetimlerin en
önemli  katkısının  ne  olacağını  düşünüyorsunuz?  Yerelde  karşı  karşıya  kaldığınız  sorunları  ölçebilmek  ve
bunları  ulusal  hükümetlere  ulaştırabilmek.  Birbirimizle  konuşmak  zorundayız.  Bunu  bir  asansöre
benzetebilirsiniz. Bilgiler bir yandan asansör gibi yukarıdan aşağıya akmalı  ve diğer yandan da aşağıdan
153
yukarıya akmalı. Bilgiyi bu şekilde paylaşmadan 2020 yılında yerimizdesayıyor olacağız.” demiştir.
22
Gould
burada yerel yönetimler açısından “yönetişim” kavramının rolüne dikkat çekmiştir.
Diğer  yandan  Fransız  araştırmacılarının  dünya  çapında  gerçekleştirdikleri  bir  görgül  araştırma,
görüşme  yapılanların  büyük  çoğunluğunun  güvenlik,  sağlık,  ulaşım,  temizlik  ve  pahalılık  gibi  sorunları,
yerleşim yerinin güzelliğinden ve çekiciliğinden çok daha önemli saydıklarını ortaya konmuştur. İstanbul’un
kimi  semtlerinde  ve  KKTC’nin  Gazi  Magosa  kentinde  yapılan  araştırmalarda  da  benzer  göstergelerden
yararlanılmıştır.  Yaşam  kalitesi  konusunun  taşıdığı  önem  nedeniyledir  ki  Avrupa  Konseyi  Parlamenterler
Meclisi de, 2009’da AİHS.’ne sağlıklı çevre hakkı konulu bir protokol eklemiştir (Keleş, 2014: 59).
4.2. KENTSEL PLANLAMA
TODAİE  Yerel  Yönetimler  Merkezi  “Türkiye’de  Yerinden  Yönetimlerde  Kentsel  Dönüşüm  Süreci
Çalıştayı”  “Nasıl  Bir  Kentsel  Dönüşüm?”  Sonuç  Bildirgesi  incelenmiş  ve  aşağıdaki  maddeler  Muğla
Büyükşehir Belediyesi için önemli bulunmuştur:
“Ülke, bölge ve kent düzeyinde bütünsel planlama ile üst ölçekli planlardan alt ölçekli planlara doğru
plan  hiyerarşisinde  entegrasyonun  sağlandığı,  kentsel  dönüşüm  proje  alanında  mekansal  planların  çok
boyutlu ele alındığı, halkın beklentilerinin ön plana alındığı,  kentsel peyzajın, kent silueti ve kent estetiğinin,
kent  ve  bölgesel  kimliğin  korunduğu  ve  geliştirildiği,  tarım  alanları,  ormanlar,  meralar  ve  sulak  alanlar,
kıyılar, doğal, tarihi ve kültürel değerlerin istisnasız korunduğu, kentsel dönüşüm alanlarının mevcut risklere
göre  önceliklendirildiği,  riskli  alanlar  ve  rezerv  alanlarının  her kat  için  ayrı  ayrı  belirlendiği,  ekolojik
değerlerin, ekolojik ayak izinin, küresel iklim değişikliklerinin ve meteorolojik afetlerin yapılan çalışmalarda
öncelikli olarak dikkate alındığı bir planlama.”
23
4.3. HAVA KİRLİLİĞİ
2003-2004  yılı  kış  sezonu  ortalama  değerleri  dikkate  alınarak  yapılan  sınıflamaya  göre  Muğla,
Adıyaman,  Afyon,  Ankara,  Bursa,  Balıkesir,  İstanbul,  İzmir,  Kocaeli,  Konya  gibi  illerle  birlikte  hava
kirliliğinin birinci derecede yoğun olduğu II.grup iller arasındadır (TC Çevre ve Orman Bakanlığı, 2004).
Kentin üzerinde kış aylarında odun, kömür gibi katı yakıt kullanımından kaynaklanan bir gri bulut
tabakası  izlenmektedir.  Özelikle  akşamları  is  ve  kömür  dumanı  kokusu  da  yoğunlaşmaktadır.  Doğal  gaz
hatlarının  döşenmesi  için  çalışmaların  sürdüğü  kentte,  doğalgaza  geçilmesi,  hava  kirliliğinin  azaltılması
adına çevreci ve ekonomik bir çalışmadır.  Kıyı ilçelerinde ise kömür kullanımı yok denecek kadardır, alçak
kırsal yörelerde odun, çalı vb., kentsel yerleşimlerde genelde klima kullanılmaktadır.
4. 4. İLETİŞİM TEKNOLOJİLERİ ve GENÇLİK
Muğla  ilinde  sabit  telefon  abonesi  nüfusunun,  toplam  nüfusa  oranı  hem  Türkiye,  hem  bölge
ortalamasından yüksektir. %37.9 ile Muğla, Türkiye’de 7. sıradadır. Bununla birlikte Muğla halkının internet
kullanımı, Türkiye ortalamasından yüksek ama gelişmiş ülkeler ve AB seviyesinin oldukça altındadır. Bölge
nüfusunun %28’ini 19 yaş ve altı grup oluşturur. Genç neslin bilgiye erişimine ilişkin yapılacak yatırımlar
önemlidir. Bireysel düzeyde gerçekleştirilecek bilinçlendirmefaaliyetlerinin yanında, bölgedeki işletmelerin
de bilgi ve iletişim teknolojileri kullanımı kapasiteleri artırılmalıdır.
Muğla  Sıtkı  Koçman  Üniversitesinde  eğitim  öğrenim  görmekte  olan  gençlerin  bu  oranlarda  ciddi
payı olduğu düşünülmektedir.
22
Türkiye Sağlıklı Kentler Birliği, Kentli Dergisi, Yıl 1, Sayı 4, Bursa, Temmuz 2011, s..8, 9, 17-18. skb_dergi_04_web.pdf ; bkz.
www.skb.org.tr(E.T.6.5.2014)
23
TODAİE Yerel Yönetimler Merkezi ,“Türkiye’de Yerinden Yönetimlerde Kentsel Dönüşüm Süreci Çalıştayı”, Nasıl Bir Kentsel
Dönüşüm? Sonuç Bildirgesi, www.yerelnet.org.tr/resimler/ekler/sonuc_bildirgesi.pdf  E.T.6.5.2014
154
4. 5. DEPREM ve SU BASKINLARI
Muğla ve yöresi de Aydın ve Denizli gibi depreme hassas bölgeler içindedir . Karaova-Milas, MuğlaYatağan,  Ula-Ören  fay  zonları aktif  faylardır.  Fethiye’nin  doğusu,  Ula-Köyceğiz-Marmaris  arası, Milas’ın
doğusu,  Yatağan’ın  doğusu  ile  batısı  depremlerin  çok  olduğu  tektonik  çukurlar  ve  kırıklar  dizisi  üzerinde
kalmaktadır.  Muğla-Bodrum  çizgisinin  doğusu  ile  güneyinde  kalan  bölgenin  büyük  bölümü  şiddetli
sarsıntılar görülen 1.derece deprem kuşağındadır. Fethiye körfezi ise denizde oluşabilecek olası bir depremde
tsunami riski taşımaktadır.
24
Muğla ilçelerinde su baskınları meydana gelmektedir. Bu afetlerde alt ve üst yapılar ile tarım alanları
zarar görmektedir.
4.6. NÜFUS ARTIŞI ve GÖÇ
Muğla  ilinde  turizm  sektörünün  ön  plana  çıktığı  ilçelerde,  kentleşme  oranları  düşüktür.  Doğal
güzelliklerin çok yoğun olduğu kıyı yerleşimlerinde, geleneksel değerler ve doğal yaşam ortamları oluşturma
gayesi öne çıkmaktadır.  İlçelerde şehirleşme oranlarının düşüklüğü, kırsal alanların  göçe yol açan itici güç
olarak  ortaya  çıkmadığı  ve  kırsaldan  kente  çok  yüksek  bir  nüfus hareketinin  olmadığının  göste rgesidir.
Bucak ve köylerde yaşayan nüfusun geçimini sağlayabildiği, kentmerkezlerine göç etme gereği duymadığı
düşünülmektedir.  Türkiye  genelinde  kentleşme  oranı  2012’de  %77.28’dir.   2007-2012  yılları  arasında
Muğla-Merkez, Dalaman, Datça, Fethiye, Ortaca ilçelerinin köy vebelde nüfuslarında %5’in üzerinde düşüş
gerçekleştiği görülmüştür. Kırsal alanlarda tarım dışı yatırımlar ve girişimcilik teşvik edilerek yeni iş alanları
açılması  ve  aktif  nüfusun  yerinden  olmadan  istihdam  edilmesi,  işsizliğin  önlenmesinin  yanı  sıra  kırsal
ekonominin  gelişmesine  katkı  sağlayacaktır.  Kente  bölge  içinden  ve  dışından  göç  eden  bireylerin  sosyal
dışlanmışlıklarını  önleyici  ve  sosyal  entegrasyonunu  artırıcı planlama  ve faaliyetlere  yer  verilmelidir.
Marmaris, Bodrum, Dalaman, Datça gibi turizm ilçelerinde erkek nüfusu kadın nüfusundan fazladır(GEKA,
2013).
Genelde  arazileri  olan  insanlardır,  tarım  ve  hayvancılık yapmaktalar  ve  yaşamlarını  sürdürmeleri  için
ekonomik katkıya böylece ulaşmaktadırlar.
4. 7. KONUT SORUNU
Kente  bakıldığında  Muğla  gecekondu  sorunları  yaşayan  bir  kent  değildir.   Genel  olarak  İzmir,
Ankara, İstanbul’da olduğu gibi, geçmişinde  kaçak yapı, gecekondulaşma, iç göç, kentleşme vb sorunlarla
karşılaşmamıştır.  Fakat  üniversitenin  personel  ve  öğrenci  sayısı  açısından  büyümesiyle,  yeni  fakülte  ve
yüksekokulların  açılmasıyla,  son  yıllarda  kent  merkezinde  acil  bir  konut  ihtiyacı  vardır.  Buna  paralel  bir
konut  inşaat  sektörü  de  merkezde  (Menteşe)  gelişmektedir.  Yapılar  yasal  konut  standartlarına  uygun  ve
apartman/ villa tipidir.  Kent merkezi eski Muğla’da olup, yeni kentsel ve sektörel yerleşimler İzmir-MuğlaAntalya yolu boyunca kaymaktadır. Kentte yerli olduğu kadar, yabancı yatırımbeklentisi de vardır.
Dünya  kenti  olarak  bilinen  New  York,  Londra,  Frankfurt, Shangai,  Tokyo  vb.  kentler  uzunca  bir
süreden  beri,  ulusal  pazarlar  arasındaki  yakınlaşmayı  ve  eklemlenmeyi  başarıyla  sağlamıştır.
Küreselleşmenin  kentler  arasındaki  rekabeti  artırarak,  kentlere  yeni  ekonomik,  siyasal  ve  kültürel  roller
yüklemesi  sonucunda,  gelişmekte  olan  ülkeler  sanki  zorunlu  olarak  dünya  kenti  gerçeği  ile  karşı  karşıya
kalmaktadır.  Ülkemizde  de  Çok  Taraflı  Yatırım  Anlaşması  (MAI)  ve  Uluslararası  Tahkim  gibi  tüzel
engellerin kaldırılmasına çalışılmıştır. Anayasanın 12. (yargı yolu) ve 155. (Danıştay) maddelerinde 1999’da
gerçekleştirilen değişikliklerle İstanbul’u dünya kenti yapmanın yolu açılmak istenmiştir  (Keleş, 2014: 46-47). Fakat Muğla için, İstanbul’un dünya kentine dönüşmesi gibi bir beklenti yoktur.
24
Denizli İl Afet ve Acil Durum Müdürlüğü Kurum Görüşmesi, 2012; Aydın-Muğla-Denizli Çevre Düzeni Planı Araştırma Raporu,
s.58, http://geka.org.tr/yukleme/dosya/26dece8ad3a960aa65c33c3d717fc57d.pdf (E.T.6.5.2014)
155
4. 8. ALTYAPI
Kanımca  Muğla  büyükşehir  belediyesinin  öncelikli  hizmet  konusu,  altyapı  yatırımları  olmalıdır.
Yollar  çok  yerde  bozuktur,  kışları  araçlar  ve  insanlar  için  lakalar/çukurlar  sinir  bozucu  olmaktadır.  Bazı
yerlerde yol çökmektedir. Kanalizasyon, otopark, atık toplama merkezleri konuları önemli sorunlar olmuştur.
DEĞERLENDİRMELER
 15-20 yıl öncesi ile karşılaştırdığında ülkemizde belediyelerin  web siteleri incelendiğinde; yeni yerel
yönetim  yasaları  (5216,  5393,  6360  sayılı  yasalar)  sonrası  görev  ve yetkileri  kadar,  halka  karşı
sorumluluklarının da  arttığı  görülmektedir.  Belediyelerin  web  siteleri  artık,  kurumun  iç  ve  dış  paydaşlarla
iletişim noktasıdır. Kamusal ilişkiler ve iletişim, iki  yönlü ve açıktır. Hemşerilerin günümüzde belediyelerin
önemine  daha  çok  inandıkları  ve  beklentilerinin  arttığı  söylenebilir.  Gelişmiş  ülkelerde  olduğu  gibi
Türkiye’de de belediyeler, yerel yönetimler içinde öne çıkmakta ve önemi, görev ve yetkileri ile etki bölgesi
büyümektedir.
Asırlardır  nice  medeniyetlerin  yerleşim  yeri  olmuş  Muğla’nın,  halen  doğal  güzellikleri  ve  doğal
yaşam şartlarının dikkati çeker ölçüde sürdürülmüş olması, kanımca büyük bir şanstır.   Dünyanın  sekizinci
harikası da denilen Gökova’ya inmenin de tek yolu olan Sakar Geçidi, hem yükseklik, hem iklim, hem de
engebeli alan anlamında, kentin doğal olarak ikiye ayrıldığı sınır durumundadır. Sakar geçidinden iner inmez
iklim,  tamamen  Akdeniz  iklimine  dönülmektedir.  Muğla  merkez  de  Akdeniz  dağ  iklimi  hissedilmektedir.
Ayrıca Köyceğiz’den itibaren Muğla kenti Akdeniz Bölgesi siyasi sınırları içinde kalmaktadır. Ula-Köyceğiz
sınırından yukarısı ise siyasi haritada Ege Bölgesinde yer almaktadır.
Muğla  Menteşe  (Merkez)’de  bir  havalimanına  gereksinim  olduğu,  kıyı  yerleşimleri  arasında
karşılıklı deniz ulaşım imkânlarının artırılması  ve yat limanı işletmeciliği için mevcut olan cazip durumun
değerlendirilmesi önemlidir. Bu konuda il ve ilçelerdeki  Deniz Ticaret Odalarının ulaşım ve deniz ticareti
konusundaki sorunlarının dinlenmesi ve birlikte çalışılması önerilir.
Muğla Büyükşehir Belediyesi yerel yönetimler alanında bir modelolmak istiyorsa, “yönetişim”i öne
çıkarmalıdır.  Yani  merkezden  yerele,  yerelden  merkeze  iletişim  ağları açık  tutulmalıdır.  Yönetişim
sürecinde, Muğla Büyükşehir Belediyesi, koordine eden ve uygulayan bir kamu yönetimi olmalıdır. STK’lar,
vatandaşlar,  özel  sektör,  gereğine  göre  uluslararası  örgüt/kuruluşlar,  Muğla  Sıtkı  Koçman  Üniversitesi  ve
diğer kamu kurum ve kuruluşlarını dış paydaşlar olarak etkin kılmalı, yani kararlara   / yönetime katılımı ve
yerel demokrasinin geliştirilmesini, şeffaflığı amaç edinmelidir.
Yeni süreçte Muğla Büyükşehir Belediyesi Yönetimine, Türkiye’de Kentleşme, Göç, Konut, Kentsel
Dönüşüm, Yoksunluk ve Sosyal Dışlanma, Kültürel Miras Yönetimi, ÖÇKB Yönetimi, Çevre Yönetimi ve
Politikası,  Yönetimde  Çağdaş  Yaklaşımlar,  Kamu  Performans  Yönetimi  ve  Denetimi,  Stratejik  Yönetim,
Kamu  Yönetiminde  Denetim,  Kamusal  İlişkiler  gibi  kitapları  ve  diğer  yayınları  ve  güncel  gelişmeleri
akademik bir isteklilikle  takip etmeleri önerilir. Bu konuda Kamu Yönetimi Bölümünden akademik  destek
alınabilir.
Muğla büyükşehir belediyesinin hayvanların korunması çalışmalarıve kedi evleri, kuş yuvaları gibi
faaliyetleri vardır ve gelecekte de hayvan hakları, fauna özellikle ormanlardaki yaban hayvanlarının neslinin
devamlılığı  konusunda  ilgili  aktörlerle  işbirliği  önemlidir.  Sokak  hayvanlarının  belediye  kontrolündeki
barınaklarda bakımı, tedavisi ve sonrasında doğal ortamlarınabırakılması önemlidir. Marmaris gibi ilçelerde
bahar  ve  yazları  kıyılarda  başıboş  dolaşan  ve  turistlere/vatandaşlara  yaklaşan  kedi,  köpekler  bir  problem
halini  almıştır.  Belediyenin  zabıta  personeli,  toplayıp  ilgili yerlere  götürdüklerini,  ama  hayvanların  birkaç
saat içinde yine kıyılara dönüp geldiklerini belirtmişlerdir. Burada bir kısır döngü vardır !
Muğla’da bazı belediye sınırlarında ise hoparlör ile “ilan”adıyla, kayıp eşya, park ihlali, vefat, vergi
ödeme, kermes, seminer, kutlama vb. konularda duyurular yanında, belediye hizmetlerine ilişkin duyuruların
yapıldığı belirtilmelidir. Bu halka yönelik hizmetleri(eskiadıyla tellallık), belediyelerin halkla ilişkileri adına
eski ama halen kabul gören bir uygulamadır.
Dalaman; Ortaca, Marmaris gibi kıyı yerleşimlerdebisiklet ve  özellikle elektrikli motorla ulaşımı,
halkın çok tercih ettiğigörülür  ve  ucuz ve çevreci rolü de yadsınamaz. Kentte bisiklet turlarıkadar, Fethiye
156
yöresinde  motor  yarışları  parkurları  dikkati  çekmekte  olup,  dağlık  ve  engebeli  arazilerde  motor  yarışları
özendirilebilir.
Büyükşehrin  belediye  hizmetlerinde  etkinlik  açısından,  kentte  enformasyon  teknolojileri  yanında
coğrafi  bilgi  sistemlerinden  azami  ölçüde  faydalanması  önerilir.  Bu  amaçla  ilgili  teknolojik  yapılanmanın
gerçekleştirilmesi gereklidir (Özsalmanlı, 2013, Özsalmanlı, 2010).
Muğla  Büyükşehir  belediyesinin  mevcut  sorunları  ile  ilgili  olarak,  bu  konuda  yazılmış  diğer
çalışmalar da takip edilebilir (Özsalmanlı, 2002, 2010a, 2010b, 2013).
Kentsel sit alanları, tarihi yapılar, ÖÇKB’nde kalan alanlarda ilgili kurumlarla büyükşehir belediyesi
birlikte  çalışmalıdır.  Amaç  Muğla’yı  merkezi-kıyı  belediyeleri  ile  bir  bütün  halinde,  tüm  gelişme
farklılıklarını  ortadan  kaldırmış,  planlı  ve  modern  büyükşehir  görünümüne  kavuşturmak  olmalıdır.  Bu
çalışmada görüldüğü üzere büyükşehir belediyesi için anahtar kavram “yönetişim”dir.
157
KAYNAKLAR
ÇELİKYAY, Ç. (2014). “Yeni Büyükşehir Yasası Perspektifinde 2014 Yerel Seçimleri”, Perspektif,
SETAV,    s.1-7;
File.setav.org/files/Pdf/20140425200411_yeni_buyuksehir_yasası_perspektifinde_2014_yerel_seçimleri_pdf
.pdf. (ET.6.5.2014)
Çevre ve Orman Bak. OCKB Başkanlığı İl Durum Raporu”,
http://www2.ormansu.gov.tr/COB/Files/durum_rapor/ockkb/oc (ET.6.5.2014)
http://www.muglakulturturizm.gov.tr/TR,73701/genel-bilgiler.html(ET.6.5.2014)
GEKA (2013) “Güney Ege Bölgesi Sosyal Durum Raporu”, GEKA 2013.
guney_ege_bolgesi_sosyal_durum_raporu.pdf,, (ET.6.5.2014)
Muğla  Üniversitesi  (2011)  Muğla  Üniversitesi  2011  Yılı  İdari  Faaliyet  Raporu (Nisan  2012),
sp.mu.edu.tr/belge/rapor_2011.pdf, (ET.6.5.2014)
“Menteşe, Muğla”, tr.wikipedia.org/wiki/Menteşe,_Muğla, (ET.6.5.2014)
MUTLUER, K., ÖNER, E. (2009) Mahalli İdareler Maliyesi, İstanbul  Bilgi Ünv. Yayınları, İstanbul,s.101-102.
KELEŞ, R.(2014) 100 soruda Türkiye’de Kentleşme, Konut ve Gecekondu, Cem Yayınevi, İstanbul,
s.59, 98-99.
RG: 6.12.2012, 28489 sayılı, 6360 sayılı 12.11.2012 tarihli 13 ilde büyükşehir belediyesi ve 26 ilçe
kurulması  ile  bazı  kanun  ve  KHK’larda  Değişiklik  Yapılmasına  Dair  Kanun,
http://www.resmigazete.gov.tr/eskiler/2012/12/20121206-1.htm (13.12.2012) (ET.20.4.2014)
Muğla Belediye Başkanı Dr. Osman GÜRÜN’le yapılan bir Röportaj, İLLER ve BELEDİYELER
DERGİSİ Ekim-Kasım 2012 / Sayı 774 775, s.17-18,
www.tbb.gov.tr/download.php?dosya= storage/...yeni-buyuksehirlere..(ET.6.5.2014)
GÜNGÖR, H., “Yeni Büyükşehir Yönetimi ve Geçiş Nedenleri” (Uzman Gözüyle), İLLER ve
BELEDİYELER DERGİSİ Ekim-Kasım 2012 / Sayı 774 775, s.19-31,
www.tbb.gov.tr/download.php?dosya= storage/...yeni-buyuksehirlere.., (ET.6.5.2014)
TC. İçişleri Bak. Mahalli İdareler Genel Müd., 6360 Sayılı On üç İlde Büyükşehir Belediyesi ve
Yirmi altı İlçe Kurulması ile Bazı Kanun ve KHK’larda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun , (ppt)
sunumundan derlenmiştir.
www.eyup.bel.tr/Files/teftis_kurulu_mudurlugu/slaytlar/6360_kanun.ppt (E.T.6.5.2014)
Türkiye Sağlıklı Kentler Birliği, Kentli Dergisi, Yıl 1, Sayı 4, Bursa, Temmuz 2011, s..8, 9, 17-18.
skb_dergi_04_web.pdf ; bkz. www.skb.org.tr (E.T.6.5.2014)
TODAİE Yerel Yönetimler Merkezi ,“Türkiye’de Yerinden Yönetimlerde Kentsel Dönüşüm Süreci
Çalıştayı”,  Nasıl  Bir  Kentsel  Dönüşüm?  Sonuç  Bildirgesi,
www.yerelnet.org.tr/resimler/ekler/sonuc_bildirgesi.pdfE.T.6.5.2014
158
TC. Çevre ve Orman Bakanlığı Çevre Yönetimi Genel Müdürlüğü, Hava Kirliliğinin Kontrolü
Konulu 2004/4 sayılı 27.4.2004 tarihli Genelge, http://faolex.fao.org/docs/pdf/tur43244.pdf(E.T.6.5.2014)
Denizli İl Afet ve Acil Durum Müdürlüğü Kurum Görüşmesi, 2012; Aydın-Muğla-Denizli Çevre
Düzeni  Planı  Araştırma  Raporu,  s.58,
http://geka.org.tr/yukleme/dosya/26dece8ad3a960aa65c33c3d717fc57d.pdf (E.T.6.5.2014)
YILDIZ ÖZSALMANLI, A. (2013).  “Kamu Yönetiminde Bilgi ve İletişim Teknolojileri Kullanımı”, Kamu
Yönetimi, (Edt: Ahmet YATKIN, Nalan PEHLİVAN DEMİRAL), LisansYayıncılık, İstanbul 2013,s. 143-170
YILDIZ  ÖZSALMANLI,  A.  (2010).  “E-Devlet  Yapılanma  Politikaları  Yönüyle  Türkiye’de  Yerel
Yönetimler”,  Kent  ve  Toplum  Dergisi,  Yıl  1,  Sayı  1,  Ankara,  Ocak-Şubat  2010,  Alter  Yayıncılık,
http://kentvetoplum.net/Sayi1.php
YILDIZ  ÖZSALMANLI,  A.  (2002).  “Bilgi  Teknolojilerinin  Türkiye’de  Kamu  Personel  Yönetimi  Üzerine
Etkileri”, Danışman: Prof.Dr. Alpay ATAOL, DEÜ. SBE. Kamu Yönetimi ABD. Doktora Tezi, İzmir 2002
YILDIZ  ÖZSALMANLI,  A.  (2010a).  “Yeni  Kamu  Yönetimi  Yaklaşımı  Açısından  Yerel  Yönetimlerde
Modernleşme Çabalarının Değerlendirilmesi”, IV. KAYSEM Bildirileri Kitabı, (Editör: Bekir Parlak), Dora
Yayınları, Bursa 2010, ISBN:6054118711, s.239-259
YILDIZ  ÖZSALMANLI A., ve  PANK, Ç.(2013).  “Muğla’da Büyükşehir Belediyesi Yapılanması Sürecine
İlişkin  Bir  Değerlendirme”,  KAYSEM  VIII,  Kuramdan  Uygulamaya  Yerel  Yönetimler  ve  Kentsel
Politikalar Ulusal Sempozyumu, Mustafa Kemal Ünv., Hatay, 11-12 Mayıs 2013.
YILDIZ  ÖZSALMANLI,  A.  (2010b).  “Kamu  Yönetiminde  Çatışma  Yönetimi  ve  Liderliğin  Önemi”,
Prof.Dr.Sacit  ADALI’ya  Armağan,  (Ed.  Osman  Nuri  ÖZALP),  ISBN978-975-368-330-2,   İstanbul  2010,
s.66-83.
YILDIZ, A.(1996) “Türkiye’nin Çevre Yönetimi ve Politikasında Özel Çevre Koruma Kurumu
Kararlarının Rolü”, (Danışman: Prof. Dr. Zerrin Toprak KARAMAN), DEÜ. SBE. Kamu Yönetimi ABD.
Yüksek Lisans Tezi, İzmir 1996
http://www.muglakulturturizm.gov.tr/TR,73701/genel-bilgiler.html(ET.6.5.2014)
http://tr.wikipedia.org/wiki/Mu%C4%9Fla'n%C4%B1n_il%C3%A7eleri(ET.6.5.2014)
http://geka.org.tr/yukleme/dosya/26dece8ad3a960aa65c33c3d717fc57d.pdf, s.7 (ET.6.5.2014)
http://www.muglakulturturizm.gov.tr/TR,73701/genel-bilgiler.html’den derlenmiştir.(ET.6.5.2014)
http://www.yenisehrim.com/sanaltur/mugla/muglabelediyesi/tr(ET.6.5.2014)
http://www.muglakulturturizm.gov.tr/TR,73701/genel-bilgiler.html adresinden derlenmiştir.
http://www.muglakulturturizm.gov.tr/TR,73701/genel-bilgiler.html (ET.6.5.2014)
http://geka.org.tr/yukleme/dosya/26dece8ad3a960aa65c33c3d717fc57d.pdf (ET.6.5.2014)
http://www.muglakulturturizm.gov.tr/TR,73701/genel-bilgiler.html(ET.6.5.2014)
159
www.mugla.bel.tr; www.mentese.bel.tr; www.marmaris.bel.tr; www.fethiye.bel.tr;
www.bodrum.bel.tr; www.datca.bel.tr; www.milas.bel.tr; www.dalaman.bel.tr; www.kemer.bel.tr;
www.koycegiz.bel.tr; www.ortaca.bel.tr, www.ula.bel.tr(E.T.6.5.2014)
http://www.mugla.bel.tr (E.T.6.5.2014)
http://secim.haber7.com/2014/mugla, (ET.6.5.2014)
http://secimsonuclari2014.mynet.com/mugla-i48;
http://www.yerelnet.org.tr/belediyeler/belediye.php?belediyeid=127546(ET.6.5.2014)
http://www.muglakulturturizm.gov.tr/TR,73701/genel-bilgiler.html (ET.6.5.2014)
http://geka.org.tr/yukleme/dosya/26dece8ad3a960aa65c33c3d717fc57d.pdf (ET.6.5.2014)

Adnan Menderes Üniversitesi, Sosyal Bilimler Enstitüsü Dergisi, Cilt: 1, Özel Sayı(Sf:136-159)

Muğla Kenti ve Muğla Büyükşehir
Belediyesi Yönetimi

* Yrd. Doç. Dr.
Muğla Sıtkı
Koçman
Üniversitesi
İİBF Kamu
Yönetimi Bölümü
Ayşe YILDIZ
ÖZSALMANLI*



1
http://www.muglakulturturizm.gov.tr/TR,73701/genel-bilgiler.html(ET.6.5.2014)
2
http://tr.wikipedia.org/wiki/Mu%C4%9Fla'n%C4%B1n_il%C3%A7eleri(ET.6.5.2014)
3
http://geka.org.tr/yukleme/dosya/26dece8ad3a960aa65c33c3d717fc57d.pdf, s.7 (ET.6.5.2014)
4
Bu bölüm,http://www.muglakulturturizm.gov.tr/TR,73701/genel-bilgiler.html’den derlenmiştir.(ET.6.5.2014)
139